30 Eylül 2013 Pazartesi

Hasta Duru

Her tarafım ağrıyor. Çok enerjik bir hafta sonu geçiremedim.
Cuma günü İstanbul da toplantı vardı.1saatlik kısa bir toplantıydı.
Öğleden sonra da Meltem le buluşup, Aylin e gittik.
Saat 8 uçağı ile döndüm.
Ama bana yalnız bir organizasyon yapmak yaramıyor.
Gün içinde hiç evi aramadım.
Her gün ne yaptınız? Okul nasıldı? Ağladı mı? ,o mu bu mu diye arıyorum.
Cuma kendi hallerine bıraktım bunları.
Eve geldim ,Duru hafif sallanıyor, gözler kaymış.
Öğretmeni biraz erken göndermiş, Cuma günü eve.
Ateşi var demiş anneme.
Cumartesi günü doktora götürdük.
Ben de Cumartesi günü için Serap ları yemeğe davet etmiştim.
Planım, Duru yla Sinan ı parka falan gönderip, evde yayıla yayıla yemek hazırlamaktı.
Orta kulak iltihabı olmuş.
Ateşi doktorda olduğumuz an 39 u geçmişti.
Doktor hemen enjeksiyon verdi.
3 gün enjeksiyon, sonra da 7 gün antibiyotik alın dedi.
Duru ilk kez iğne oluyor hasta olduğu için.
Bugüne kadar biz yalvarırdık doktora şurubu kusuyor ,iğne yapsak diye.
İğne gerekmedikçe yapılmaz diye itiraz ettiler hep.
Bu kez doktor söyleyince çok şaşırdık.
Çünkü Duru hep sordu, biz de ''yok kızım bu doktorlar iğne yapmıyorlar ,korkma '' dedik.
Yalancı çıktık.
Dün de Egepol de yaptırdık iğnesini.
Bugün Sinan öğlen gidip götürecek, sonuncusu yapılacak.
Bugün gitmedi okula, yarın da gitmez .Çarşamba göndeririz artık.

24 Eylül 2013 Salı

Her Konu Okula Bağlanıyor-2

18.Eylül Çarşamba itibariyle yeni okulumuzdaydık.
Bugün fiili olarak bu okuldaki ilk günümüz olacağı için izin süremi bir gün daha uzattım.Okulda çocuğumun çıkmasını bekledim.3 kez dışarı çıkıp,beni görmek istemesi dışında bir sorun yaşamadık.
Okula alınacaklar listemizle birlikte evimize dönüp,ilk günümüzü tamamlamış olduk.
 Anaokulu işini öyle veya böyle halletme yolunda bir adım attık evet.Ama benim neredeyse 2 yıldır içine düştüğüm,hangi ilkokula göndereceğim mevzuu bitmiyor bitemiyor.Bazen delirdiğimi hissediyorum.Bazen de henüz değil ama deliliğe oldukça yakın olduğumu.
 Bu yılın başlarında son 5 yılın SBS sonuçlarına göre İzmir deki okulların listesini çıkarmıştım.O listeyi devlet okulları,özel okullar ve eve en yakın devlet okulları diye de bölmüştüm.Bu yıl SBS sonuçlarının açıklanmasıyla 6.yılı da listeme ekleyip,kendi çapımda kararımı vermiş ,derin bir ohh çekmiştim.
En kötü karar kararsızlıktan iyidir mantığıyla gerçekten rahatlamıştım.Şimdi aklımdaki tek sorun karar verdiğim o okula gönderebilmek için adrese dayalı kayıt sistemi engelini nasıl aşacağımdı ki onun için de nakil yaptırabileceğim muhtemel adresleri belirlemiştim.Amaaaa şu anaokulundaki servis olayı aklımı başımdan aldı.Sırf iyi olduğunu düşündüğümüz için bir okula uzaklığına rağmen çocuğumuzu göndermeli miyiz derdi tuttu bu kez de beni.
''En iyi okul eve en yakın okuldur'' diyenler de arttı çevremde,algıda seçicilik midir nedir bilemedim.
Ben bu kadar olay içinde debelenir,geceleri uykumu kaçıran düşüncelere dalarken son olarak da
bu çocuğun hangi yıl,daha doğrusu kaç aylıkken okula başlayacağı tartışmaları alevlendi evde.
 Kafayı yiyorum.
 Dün gece Sinan la kavga ettik,çocuğun okula başlayacağı yılla ilgili olarak.
 Ben ''Seneye de anaokuluna gidecek,sonraki sene de ilkokula gidecek diyorum.
 Sinan:’’Ne gerek var.Senin ilkokula başlasın dediğin sene çocuk 68 ayının içinde olacak.Daha 5,5 yaşında olacak diyor.’’
 Ben de ‘’Bir sene sonra gönderirsek,80 aylık olacak.Okula başlamak için çok geç olacak’’ diyorum.’’Hem 3 sene anaokuluna niye gitsin,çok sıkıcı’’ diyorum.
 Sinan’’E o zaman bu sene gitmeseydi’’ diyor.’’Ben ocak doğumluyum sınıfın en büyüğüydüm,çok güzeldi ‘’diyor.
 Ben de ‘’Ben aralık doğumluyum 69 aylıkken okula başladım.Sınıfın en küçüğüydüm çok güzeldi.Koca çocukların yaptıklarını ben yapabiliyordum,çok keyifliydi’’diyorum.
 Sinan ‘’Ne yani ben gerizekalı mıydım ???Sen komplekslisin’’diyor.

Daha en azından koskoca 2 sene var önümüzde ama biz şimdidenbirbirimizi yemeye başladık bile.

 Ben de bunun etkisi ile habire okuyorum bugün.Yazılar haricinde yazıların altlarındaki diğer velilerin yorumlarını da okuyorum.

http://blogcuanne.com/2012/05/21/ite-kaka-birinci-sinif/ (bu 2012 ye ait bir yazı ,sadece insanların tereddütlerini anlayabilirsiniz buradan.Yönetmelikle ilgili son durum aşağıdaki eğitim ekranı linki)
 
http://blogcuanne.com/2012/05/09/5-yas-ile-7-yas-ayni-sinifta/#comments
      
http://www.egitimekrani.com/haber.php?haber_id=43492


Bunları okuyunca biraz sakinleşip, empati yaparak düşünüyorum.
Sinan da bir bakıma haklı gibi
Duru ocak 2010 doğumlu,
Can şubat 2010 doğumlu,
Ece (Merve nin kızı) ekim 2009 doğumlu,
Ada (Bilge nin kızı) eylül 2009 doğumlu,
Yani bu durumda sınıflarında Ocak 2009 dan başlayarak,Şubat 2010 a kadar çok çeşitli ay gruplarında çocuk olacak.
Gerçi bu eskiden de böyleydi.
Yani ben aralık .80 doğumlu biri olarak aynı yılın ocakları ile aynı sınıfta okudum.
Ama sanırım benim sınıfımda hiç 79 lu olmadı.
Yani o zamanlar aya değil ama yıla bakılıyordu.
En azından çocuklar arasında max.12 aylık bir fark oluyordu.

Bir de şöyle düşünüyorum.
Daha 3 sene bu çocuklar kreşti,anaokuluydu ,bıkıp,usanmazlar mı?



Sonuç;düşünüyorum,düşünüyorum bir arpa boyu yol katedemiyorum.Sanırım konuyu değiştirmenin ve okuldu,yaştı,aydı mevzuularından sıyrılmanın vaktidir.
Keyifli,neşeli yeni bir postta görüşmek dileğiyle...

Okula ne zaman başlamalıyız

Kafayı yiyorum.
Dün gece Sinan la kavga ettik, çocuğun okula başlayacağı yılla ilgili olarak.
Ben seneye de anaokuluna gidecek,
Sonraki sene de ilkokula gidecek diyorum.
Sinan: ’’Ne gerek var.S enin ilkokula başlasın dediğin sene çocuk 68ayının içinde olacak.
Daha 5,5 yaşında olacak diyor.’’
Ben de ‘’Bir sene sonra gönderirsek,80 aylık olacak. Okula başlamak için çok geç olacak’’ diyorum.’’
Hem 3 sene anaokuluna niye gitsin, Çok sıkıcı’’ diyorum.
Sinan ’’E o zaman bu sene gitmeseydi’’ diyor.’ ’Ben ocak doğumluyum sınıfın en büyüğüydüm, çok güzeldi‘’ diyor.
Ben de ‘’Ben aralık doğumluyum 69 aylıkken okula başladım. Sınıfın en küçüğüydüm çok güzeldi.
Koca çocukların yaptıklarını ben yapabiliyordum, çok keyifliydi’’ diyorum.
Sinan ‘’Ne yani ben geri zekalı mıydım yani?? Sen komplekslisin’’ diyor.
Ama biz Ocak -Şubat doğumlu olduğumuz için 68 aylıkken küçükler, seneye göndeririz dediğimiz an
çocuk 80 aylık oluyor ki bu durumda çok geç kalmış oluyoruz.
Bu durumda da 2015 Eylül de başlatmaktan başka şansımız kalmıyor.
Bu tolerans bence Haziran ayından sonra doğan çocuklar için geçerli olabilir.
Şimdi sakin kafa ile empati yaparak düşünüyorum.
Sinan da bir bakıma haklı gibi
Duru ocak 2010 doğumlu,
Can şubat 2010 doğumlu,
Ece (Merve nin kızı) ekim 2009 doğumlu,
Ada (Bilge nin kızı) eylül 2009 doğumlu,
Yani bu durumda sınıflarında Ocak 2009 dan başlayarak, Şubat 2010 a kadar çok çeşitli ay gruplarında
çocuk olacak.
Gerçi bu eskiden de böyleydi.
Yani ben aralık .80 doğumlu biri olarak aynı yılın ocakları ile aynı sınıfta okudum.
Ama sanırım benim sınıfımda hiç 79 lu olmadı.
Yani o zamanlar aya değil ama yıla bakılıyordu.
En azından çocuklar arasında max.12 aylık bir fark oluyordu.
Bir de şöyle düşünüyorum.
daha 3 sene bu çocuklar kreşti, anaokuluydu ,bıkıp, usanmazlar mı?

Her Konu Okula Bağlanıyor-1

 Uzun zaman oldu yazmayalı.Ama kendimce yaşadığım karmaşayı kaldıramadığım için yazarken tekrar yaşamaktan,tekrar hissetmekten korktum.
 Anaokulu maceramızın nasıl başladığından bahsetmiştim.Uyum haftası olan haftayı öğretmenimizin rahatsızlığı dolayısıyla yaşayamamıştık.Normal koşullarda herkesin okula başlayacağı 16.Eylül günü başladık biz de okula,uyumlanamadan :)
 İlk gün okula yine maaile gittik.Zaten iki saat içinde çıktı çocuklar.Normal çıkış saatini beklemedikleri için servisi yine kullanamadık ilk gün.Ertesi sabah servisin Duru yu  evden alacağı konusunda sözleşip,evimize gittik.Ertesi sabah güle oynaya bindi servise Duru.Beni işe gittiğim diğer günlerde olduğu gibi öptü,sarıldı,vedalaştık ve servisine bindi.O ağlamadı ama ben ağladım.Çok duygulandım ne yapayım?
 Biz servisi takip edelim de güzergahından emin olalım dedik.Ancak bizden bir ev sonrasına kadar takip edebildik.Sonra gözden kaybettik servisi.Ben uzağı iyi göremediğim ve plakaları bu yüzden okuyamadığım için ve bütün servisler birbirine benzediği için!! başka bir servisin peşine takıldık.
O servisin bizle alakası olmadığını anlayınca da okula gidip,orada beklemeye karar verdik.
Saat 07.20 de servise binen kızımız 08.20,08.30..... hala okula ulaşmadı.Servisin nerede olduğunu öğrenmek için aradığımızda Üçkuyular dayız dediler.Kulaklarımıza inanamadık çünkü bizim çevremizdeki çocukları aldıktan sonra çevre yoluna çıkıp,Üçkuyular a gitmişler.Çaresiz beklemeye devam ettik.Yarım saat daha geçti,hala yoklar.Sinirden çıldırmak üzereyken yine aradık,Mimkent teymiş servis.O an bu işin servisle olmayacağınnı anlayıp,bu işi bitirmeye karar verdik.
 Servis okula vardığında saat 09.10 du.
 Servisten ilk önce Duru indi .
''Ben daha fazla dolaşmak istemiyorum.Sıkıldım artık.'' diye söylendi.
Duru yu kaptığım gibi okula soktum ki çocuk kahvaltı yapabilsin.
Sonra önce servisle ,sonra okulla konuşup,bu macerayı sonlandırdık.
Büyük bir hevesle okula geldiği için o gün öğleye kadar okulda kalmasını bekledim.Bu arada onu beklerken evimize daha yakın olan okulu arayıp,kontenjanları olup olmadığını öğrendim.
Öğlen çıkınca da direkt o okula kayıt yaptırmaya gittik.Öğlen içeride öğleci öğrenciler olduğu için içeri girip,görüşemedik ama akşam üzeri tekrar gidip,hem sınıfları gördük hem de kaydımızı yaptırdık.
 Sonuç olarak taaaaa Temmuz ayında kayıt yaptırıp,o günden beri de yakın mı ,uzak mı ,çocuk servisle gidebilir mi gidemez mi diye düşünmekten helak olduğumuz okulu, bir günde servis sorunu yüzünden sert ve net bir şekilde bırakmaya karar verdik.

Yeni maceralarımıza gün içinde yeni bir post ile devam edeceğim.

21 Eylül 2013 Cumartesi

Rötarlı evlilik yıldönümü

Evlenme yıldönümümüzü gecikmeli olarak kutlamak için Çeşme/Alaçatı da bir organizasyon ayarladım.
Duru yu anneme bırakacağımız için de önce O nu eğlendirelim dedik.
Kahvaltıdan sonra Fame City ye götürdük 
Arkadaşlarından birini ayarlayamadığımız için çok eğlenmedi maalesef.
Fame City den Duru yu 2 gibi anneannemlere bıraktık.
Annem de oraya gelecekti ,kalabalık olsunlar diye düşündük.
Duru biraz arıza yaptı,
''Telefonumun şarj aletini iş yerinde unutmuşum ,hemen alıp gelelim'' dedim.
''Babam alsın getirsin'' dedi.
''Onu almazlar içeri ,tanımazlar vs vs.''
Neyse gittik.
Yol boyunca Duru dan bahsettik.
Yalan söylemek canımızı sıktı. Bize bir daha güvenmeyecek diye düşündük.
Yolda geri dönüp onu da mı alsak dedik.
Aradık, keyfi yerinde dediler.
Vazgeçtik.
Bu arada ben sabah regl olmuştum.
Neyse gittik, otele yerleştik, birşeyler yedik Alaçatı da
Sonra çeşme merkez e gittik.
ama çok toktuk birşey yiyemedik.
Sakızlı dondurmamızı yiyip, çay içtik. Geldik otele.
Sonra evi aradık. Asayiş berkemal mi diye...
''Değil'' dedi annem.
Sonra telefonu Duru aldı.
''Annem siz bana sözvermiştiniz. Hemen gelecektiniz ...vs vs.'' dedi.
Biz de kalkıp, geri döndük.
Gece kalmadık yani.
Hadi gece ağlaya ağlaya uyur ama sabah uyandığında da bizi göremezse güveni çok sarsılır diye düşündük.
Neden geç kaldınız dediğinde..
''Arabanın lastiği patlamıştı. Amcalar tamir etti geliyoruz dedim''
Eve geldik,
gözler kan çanağı.
Arabanın lastiği patladı diyene kadar ağlamıyormuş.
O andan sonra kopmuş...
Annemler nasıl geri dönecekler?
Artık gelemeyecekler mi?
Biz nasıl gezmeye gitçez? vs vs vs
yemiş annemi.
Sonuç : Benim yapacağım evlilik yıldönümü organizasyonu bu kadar olur? Öküz geldim, öküz gideceğim.
*1,5 ay rötarlı
*Sabahı regl olmuş
*Bütün gün çocuktan başka muhabbet yapılamamış
*Akşam da çocuğa karşı yalancı çıkmamak için geri dönülmüş.

20 Eylül 2013 Cuma

Okulun ilk günleri

Duru nun okulunu daha 2. günü değiştirmiştik, diğer okulun servis vukuatından sonra.
Mit evlerinin yanındaki Yeşilyurt Bağımsız Anaokulu na kaydettirdik.
Çarşamba günü ben ve annem bekledik bahçede.
Bizimkinin okuldaki ilk günü olacağı için öğretmen beklememizi istedi.
Dün Sinan ve anneannesi götürdüler. Annem bekledi. Ama herhangi bir sorun çıkmamış.
Çıktıysa da öğretmen içeride halletti herhalde. Dışarı çıkmamış hiç annemin yanına.
Bugün de aynı şekilde annem bekliyor. Az önce konuştum yine dünkü gibi bir vukuat olmamış bugün de.
Okul ile ilgili neredeyse hiçbir şey anlatmıyor.
Anlatsa da sallıyor. 
Mesela ben kahvaltıda neler olduğunu biliyorum.
''Bugün okulda kahvatı yaptın mı? Neler vardı kahvaltıda diyorum.''
Sayıyor da sayıyor. Gören de 5 yıldızlı otel sanır.
Çarşamba gecesi çok zor geçti onun için.
Gece sürekli dişlerini gıcırdattı.
Sürekli rüya gördü, konuştu.
Hatta bir ara ne dediğini anlamayıp, sordum ne oldu diye.
''Sütüm her yere döküldü işte'' dedi.
Acaba sütünü döktü de biri bir şey mi dedi diye düşündüm.
Ama üstü başı temizdi .Küçücük çocuk süt dökse üstüne de gelirdi herhalde.
Çarşamba günü okuldan gelirken yolda uyumuştu .
Sizinle konuştuktan sonra eve yürürken kucak istedi.
Aldım ve uyudu ,kucağımda.
Evde de uykusunda sayıkladı sürekli öğlen.
Acaba ilk günü diye mi öyle olmuştur?
Dün gece yatarken hapşırıyor ve burnu akıyor diye Calpol vermiştim
O yüzden mi huzurla uyudu acaba?
Bilmiyorum, anlatmadığı için de bilemeyeceğim hiç sanırım.

12 Eylül 2013 Perşembe

Mint Sevinci

 Her yıl kafayı taktığım renkler olur benim.Bu yıl mint rengiydi mesela.Kışın çok kullanılabilen bir renk olmadığı için yada ben bir şekilde onu kışa kombinleyemediğim için yazı bekledim.Bu yaz sıkça kullandım ama hala doyamadım minte.
 Garip bir his bu.Bende bir ferahlık bir temizlik hissi uyandırıyor.Dinginleştiriyor düşüncelerimi.Herşeyi beyaz-mint şeklinde bir arada kullanasım geliyor.
 Hem bu renk ev dekorasyonuna da çok yakışıyor.
 
 
 
 
Herkes kendisini neyin rahatlattığını hissettiğinde bu şeye asılmalı bence.Bu bazen bir renk bazen bir müzik bir küçük yürüyüş olur.Benim için şu aralar bu renge bakmak huzurun kaynağı o yüzden size de bir kucak balon hediye ediyorum mint renginde...
 
 
 
 
 

11 Eylül 2013 Çarşamba

Beklenen Olmadı

 Beklenen neydi tam olarak emin değilim.Bildiğim tek şey okul olayını gözümde çok büyüttüğüm ve konuyla ilgili çok heyecanlandığım.
 Dün okulun ilk günü olması vesilesiyle izin almıştım.Hatta bu hafta okulun ilk haftası olması vesilesiyle bu hafta için izin almıştım.Ama okulun ilk günü denen şey 1 saatlik bir alıştırma turuymuş sadece.Duru 1saat okulun içinde ,bahçesinde ,sınıfında dolanıp,arkadaşlarıyla tanıştı sadece.Öğretmeni ile tanışamadı çünkü sağlık sorunları sebebiyle öğretmeni 1 hafta raporluymuş.Bu alıştırma haftasında servis organizasyonu da yapılamıyormuş,tüm öğrenciler aynı anda başlamadığı için.Velhasıl benim1 hafta izinli olmam oldukça saçma oldu.Ben de dün bir gün evde oturduktan sonra bugün geri döndüm.İzin kağıdımı güncelledim.
 Bu arada çok şey farkettim.Yani aslında bildiğim ve daha önce doğum izninde tecrübe ettiğim şeyleri tekrar tecrübe etmiş oldum.Evde olmayı sevmiyorum.Çalışmayıp,evde oturmak beni çok tembelleştiriyor.Bir kere zorunlu olarak,giyinip,makyaj yapmıyorum.Dolayısıyla neredeyse yataktan kalktığım gibi dolanıyorum evde eğer bir yerlere gitmeyeceksem.İşin alengirli kısmı burada başlıyor.
Ee ben işe gelmeyi de sevmiyorum.Sabah 07.20 de evden çıkıp, akşam 19.30 da eve ulaşmak hoşuma gitmiyor sanırım.
 Türkiye de gündemde olmayan bir çalışma şekli -yada yaygın değil belki de-olsaydı.Part time çalışabilseydik yada işimizi yaptıktan sonra mevcudiyetimizin nerede olduğu önemli olmasaydı.Bazı günler işe gelip bazı günler evden home office çalışabilseydik.Yada 15.00 gibi işten çıkabilseydik,daha verimli olabilirdim sanki.
 Bütün bunların yapılabildiği meslek kolları var tabii ama artık meslek kolu değiştirmek için çok geç.
 Ruh hali ve bocalamalarımdan bahsettikten sonra son durum şöyle ki ; 16.Eylül pazartesi günü okul hikayesinin 2.raundu başlayacak ve ben sanırım o gün yine izinli olacağım.
 Okulun yolu taşlarla dolu postu o gün gelsin :)


9 Eylül 2013 Pazartesi

İyi ki Doğdun İzmir 'im

9 Eylül.İzmir in doğumgünü ve aslında Türkiye nin doğumgünü.

İzmir lilerin katılmak için can attığı etkinlikler tüm İzmir de aynı anda başlayacak.İzmir in her bir köşesinde kutlanacak İzmir in doğumgünü.

Hepimiz biliyoruz 9 Eylül de başlayan kıvılcımdı tümTürkiye yi sarıp sarmalayan.Bugün sıkça kullanılan bir tabirle belki de uyandıran.

''İzmir in dağlarında çiçekler açar.'' Bu marş Duru nun bebekliğinde bizim evde ninni olarak ailece söylenmiş ve Duru nun tepkileri üzerinde hergün tekrarlanmış bir marştır.
Bugün, bebek hafızası yaşananların ne kadarını aklında tutar ne kadarını unutur test edeceğiz.Yine hep birlikte bu marşı söyleyeceğiz ve bakacağız Duru eşlik etmede başarılı olabilecek mi?

İyi ki Doğdun İzmir 'im

Okula Saatler Kala

 Yaz bitti,kış geliyor,kardeş gitti vs. vs. Sürekli bir durum raporu verme halindeydim kendi kendime.
Özellikle bayram tatilini bitirip,üstüne de yaz tatilini hiç edince ,insan deriiin bir hüzne kapılıyor.
Kardeşimin gitmesine birkaç gün kala başlayan hüzün hali,yaz tatilinin iyiden iyiye bittiğini ve üstünden kalkmakta bizi zorlayacağı kesin olan bazı rutin sorumlulukların başlayacağını idrak etmemden kaynaklanmıştı.Artık bundan kesinlikle eminim.

 Veee işte beni çok korkutan büyük güne saatler kaldı.Duru yarın okula başlıyor.Alt tarafı anaokulu,her çocuk benzer durumları yaşıyor diyeceksiniz,biliyorum.Ama bu benim gerim gerim gerilmeme engel olamıyor maalesef.Son günlerde öyle rüyalar görüyorum ki rüya görmekten dinlenemiyorum diyebilirim.
Okul araştırması yaptığımız günlerde yaşayacaklarımızı az çok her okulda ufaktan fısıldamışlardı kulağımıza.O yüzden hazırlıklıyım aslında.Ama tabii pratik her zaman teorikten daha etikili oluyor.Yarın hepimiz anlayacağız ;gelecek günler bize neler gösterecek.Gerçi olacakların üç ay gibi bir süreçte değişkenlik göstereceğini de öğrettiler bize.O yüzden yarın koşarak giden çocuk,üç gün sonra tepinerek ''ben okula gitmek istemiyorum'' diyebilir.

 Her neyse ben bütün rüzgarlara göğsümü açtım.Taş gibi bir irade ile üstesinden geleceğim bu yeni durumun da.


                          

Biz ayrılamaz mıyız?

Ben cidden çok gerginim.
Duru nun sanki kardeşi olmuş gibi bebekliğe geri dönüşünün bunda etkisi büyük
Her faaliyeti bizden biriyle yapmak istiyor.
Bir nefes alamıyoruz şu ara
Akşam 21-22 arası 1 saat bilgisayar ile oynama izni var.
Aman o ara biz de ya bir kitap okuruz ya bilgisayarımızda takılırız diyoruz.
ama nafile
Tableti kaptığı gibi gelip, ''yanına oturabilir miyim?'' diyor
Sonra yaptıklarını öğretiyor sonra hadi şimdi sen yap diyor ....

5 Eylül 2013 Perşembe

Nerden çıktı şimdi bu?

Duru şu günlerde öyle şımarık öyle şımarık ki
bebek gibi konuşuyor, kucak kucak diye annemin ve benim peşimizden dolaşıyor
bu da tam karar vermeliyim derken beni tekrar vazgeçiriyor
Salı günü okul açılacak.
Duru ya her akşam konferans veriyorum.
''Ayy Duru ben çok heyecanlıyım bakalım okulda neler öğreneceksin?
Sen de heyecanlı mısın? Acaba yeni arkadaşların kimler olacak?''
falan gibi gaz cümleleri kuruyorum.
ama o
''anne benim okula gitmek istemediğimi bilmiyor musun?''
falan gibi saçma sapan cümleler kuruyor.
Bu da beni bir geriyor ki sormayın.
Bir de havadan mıdır nedir, sabahları benim saatimden önce uyanan çocuk,
şu günlerde sabahları ben giderken çok zor uyanıyor.
(Ben giderken onu uyandırmak zorundayım. Beni yolcu edip,k apıyı o kapatmazsa
arkamdan çok ağlıyormuş.)

4 Eylül 2013 Çarşamba

Kış Geri Geliyor

 Kışın geri geldiğini eskiden havanın erken kararmasından anlardım.Şimdi sanki sabaha karşı üşüyüp,üzerime örtecek bir pike arayışına girmemden anlıyorum.
 Yazın sıcağı bunaltıcı oluyor belki evet,her istediğin yere her istediğin saatte gidemiyorsun.Ama kış da insana daha düşünürken bir hüzün dalgası gönderiyor.
 Kış ile ilgili olarak; kanepede uzanmış ,üzerine bir battaniye çekmiş halde çayını yudumlayıp,kitap okumak ne zevkli olur diye düşününce hüzün müzün kalmıyor ama işin aslı öyle değil elbet.Bu hayal hergün gerçekleşebilecek bir hayal değil.Çalışmadığın günler senden bolca ilgi ve oyun bekleyen bir çocuğun da olunca gerçekten hayalden öteye gidemiyor genelde.
 Her mevsim kendini hoş tutabileceğin bir uğraş bulmalı insan kendine.Bakalım ben bu kış ne yapacağım.Kış ve örgü ikilisi yan yana çok güzel göründe de bitirmeye niyetim olmayan işlere girişmeyeceğim.Kararlıyım.
 Şu an okuyacak kitaplarım üzerine yoğunlaşmaya çalışıyorum.Elimdeki bitince sıraya hangisi girmeli diye düşünüp,karar veriyorum ki arada boşluk oluşmasın.
  Dan Brown-Cehennem i okuyorum şu günlerde.Müthiş bir bilgi akışı olduğu için sindire sindire okumaya çalışıyorum.Ama sanırım çoğu insanın yaptığı veya yapmayı istediği gibi bu kitap ile bir rota çıkarıp,İtalya ya gitmek gerek.
 Şimdi değil ama belki bir gün gidersem,kaynak olarak kullanacağım bu bilgileri...

 Bir de hayatımızın bir ilki yaşanacak 1 hafta sonra.
 Okul!!!!
 Okul maceramız beni çok ama çok heyecanlandırıyor.Çünkü hep söylenen gerçek bizde de tecelli edecek diye korkuyorum.''Bir çocuk okula gitmeye ne kadar hevesli olursa olsun,mutlaka bir gün patlayacak ve tepki verecektir'' diyorlardı hep.Duru yu hangi okula göndersek diye okul okul dolaşırken gittiğimiz tüm okullarda deneyimli yetkililer de aynı şeyi söyleyince ,kendimi alıştırmam gerektiğini iyice inandım.
 Ama takip ettiğim bloglardaki okul temalı konuları okuyunca ,sakinleşemiyorum.Korkum iyiden iyiye artıyor.
 Umarım güzel haberler paylaşabiliriz.




İşte Mutluluk Başlıyor !!!

 Uzun zamandır blog yazmaya başlamak istiyordum.Ama bu sorumluluğu kaldırıp,kaldıramayacağımdan emin olmadığım için bu ilk yazıyı yazacağım günü erteleyip duruyordum.Çünkü biliyorum ki insan takip ettiği blogları hergün ziyaret ediyor ve eğer yeni bir post yoksa hüzünle takipçisi olduğu bir diğer bloğun yolunu tutuyor.Ben şimdilik kendi çalan kendioynayan bir blogcu olacağım evet,takipçim yok ve belki uzun bir müddet de olmayacak evet.Ama yine de insan bir iş yapıyorsa tam yapmalı.
 Neyse gelelim blog yazmaya bu kadar uzun zaman bekledikten sonra neden bugün başladığıma.Takip ettiğim bloglardan biri olan ''Günün Çorbası'' bloğunda bu postu http://gununcorbasi.blogspot.com/2013/08/kzlarla-bir-aksam-pms-oncesi-bir.html#more
okudum.Sonra altındaki yorumları okudum ve adsız bir yorumcunun yorumuna cevaben birşeyler yazmak istedim.Yazdım ,yazdım ,yazdım.Göndermek için profil seçmem gerekiyordu.Şifremi hatırlayamadığım için anonim olarak göndermek zorunda kaldım.Veeee o an itibariyle ben de ''adsız'' oldum iyi mi? Sonra dedim ki vakit bu vakit .Artık kaçmak yok.Hadi bakalım başla,ya şimdi ya da hiç. :)
 İşte kısa hikayem böyle.
 Bundan sonra sıkı okuyucusu olduğum blog dünyasına yazarak da katılacağım.