duru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2018 Çarşamba

Tatlı okul telaşı

 Okulların açılmasına az kalan günleri yada açıldığı ilk günleri her zaman çok sevmişimdir.
 Kitaplar alınır, kitaplar kaplanır . Etiketler yazılır, yapıştırılır. Yoksa yeni çanta, kalem kutusu, kırtasiye malzemeleri derken evet masraflar çok artar ama hayatımız güzel ,tatlı bir telaşla doluverir.
 Dün Duru'nun okul kitapları geldi. İki yıldır gelen kitapları o kadar beğeniyor ve kaplayıp, okula götürene kadar okuyabildiğim kadarını hızla okumaya çalışıyorum ki . Bu anlatılamaz mutluluğu bu yıl da yaşadım.
 Kitapların içinde bildiğim yada yazarını tanıdığım kitaplar elbette oluyor ama bir de hiç bilmediğim ,okulun bu kitabı listeye almasından ve benim de tanımama, bilmeme vesile olmasından çok mutlu olduğum kitaplar oluyor her yıl.
 Bu yıl farklı çocuk kitapları serilerinden birer ,ikişer eklemişler listelerine.


 Bunlardan biri Tudem'in Filozof Çocuk serisinden .
 '' Hayal Gücü Ne İşe Yarar ?''  18 kitaplık serinin bir parçası.  Şu 3 soruya yanıt arıyor..
*Hayal gücü işe yarar mı?
*Düşünmek önemli midir?
*Fikirlerin sana mı ait?
Bu sorulara cevaplar veriyor ve her bir cevabı ''Evet , ama...'' diye minik sorularla irdeliyor .
Düşünmeye teşvik eden ,bir çok cümlesinin altını çizmek istediğim, hayata dair sorularımı destekleyen mükemmel bir kitap.

 

  Serinin diğer kitaplarında da aynı tadı alabileceğimi düşündüm.




 Diğer kitap da yazarını meşhur ''Küçük Kara Balık'' kitabıyla tanıdığımız Samed Behrengi'nin bir kitabı.
''Bir Şeftali Bin Şeftali''
Yazar bu kitabında da yaşanan haksızlıklara ,rejimin yanlışlıklarına bir şeftalinin ağzından vurgu yapıyor, her zaman aydınlığa giden bir yol olduğunu anlatmaya çalışıyor.
Anlatılanı net olarak anlatmasa da çocukların zihnine umuda ve geleceğin aydınlık olacağına dair küçük tohumlar atan çok ama çok anlamlı bir kitap.
 Yazarının hep aynı tarzda yazdığını , şah yönetimini sürekli eleştirdiğini ve 28 yaşındayken güya nehirde yüzerken boğulduğunu bilince kitapta yazılanlar çok daha anlamlı oluyor.




 Sırada koliden çıkan ve benim gözümün kaldığı diğer kitaplar var. Bakalım kitapları okula göndermeden bitirebilecek miyim onları da ? Olmazsa da okuldan geri geldiğinde okurum artık.





1 Ağustos 2018 Çarşamba

Annemin Doğumgünü

 Bir süredir karmaşık ve yoğun duygular yaşıyoruz. Belirsizlik insanı arayışlara sürüklüyor ve bu arayışlar bazen insanı çok farklı yollara sokuyor ve sonucunda da çok geriyor.
 Neyse uzun sıkıntılı bir süreçten sonra pazartesi akşamı doktor ile görüştükten sonra içimize su serpildi ve normal hayatımıza devam edebilir bir hal aldık.
 Dün annemin doğum günüydü . Akşam bizde kalırsan sana browni yapabilirim dedim. Çocuklar kalması için ısrar etti ve o tabii kek ve türevlerine hayır diyemediği için bizde kaldı.
 Duru bir anda bir organizasyon hazırlığına girişti. Anneannesine yazılı, çizili hediyeler hazırladı. Gelip ışığı nasıl kapatacağımızı , nasıl sürpriz yapacağımızı kulağımıza anlatıp durdu. Bu arada bir ara gelip kulağıma ''Anneannem kaç yaşına giriyor'' dedi. Anneannesinin bundan pek hoşlanmayacağını söyleyince de '' 50 nasıl iyi mi? '' diye sordu. ''Çok iyi'' dedim .
Odasına gidip, kartondan ''50'' rakamı kesip, kürdana yapıştırmış. Onları pastanın yani browninin üzerine taktı ve annem mumları öylece üfledi. Dilek de dilemiş midir bilmiyorum tabii .





Annemin kucağında ise Duru'nun onun için hazırladığı kartondan yelpaze var. Annem elinde sürekli bir dergi veya kartonla dolaştığı için çocuk, oldukça işe yarar bir hediye hazırlamış. Üzerine de ''Anneanne-cikko Sonsuz'a kadar kafadarız'' yazmış. Bu arada sonsuzu sonsuzluk işareti yaparak anlatmış. Bir yandan hiç anlaşamıyorlar, bir yandan birbirlerini çok seviyorlar. Aslında anlaşamama nedenleri Duru'nun anneannesinin hep Arda'ya hak verdiğini düşünmesi yani bir nevi tatlı bir kıskançlık ,bir iç burulması.

29 Haziran 2018 Cuma

Hangi Üniversite ?

 Yoğun bir siyasi zehirlenme yaşadığımız şu günlerde artık politikadan uzak başka bir konumuz olsun diye LGS sınav sonuçlarına taktım kafayı. İş yerinden bir arkadaşımın kızı da LGS sonrası okul arayışı içinde olunca ben de konuya hakim olabileceğim kadar konunun içindeyim zaten.
 Duru bizim konuşmalarımızı duydukça ''yaaa ben çok korkuyorum'' dedi geçen akşam.
 ''Neden korkuyorsun ?'' kızım dedik. ''Üniversite sınavından.'' diye cevap verdi. Deli mi ne ?
 Neyse işte bütün gece aklında üniversite sınavı hakkında mı düşündü nedir sabah yaz okulu için servise giderken ,
Duru : Anne! Sence ben hangi üniversiteye gideyim ?
Ben : Nereden bileyim ,Duru cuğum buna sen karar vereceksin.
Duru : Hayır hayır öyle değil, ben okulu soruyorum , ne olacağımı değil .
Ben : İyi tamam da onu da sen seçmelisin .
Duru : Oxford'a ne dersin?
Ben : -kısa bir şok ve sessizlik- Olur da nereden çıktı şimdi Oxford ?
Duru : E biz Oxford yayınlarını okuyoruz ya ,ondan iyi olur diye düşündüm.
Ben : Tabi tabi iyi olur . Bir de Harward var istersen ?
Duru : Bir de Cambridge vardır değil mi?
Ben : Tabii Yale var ünlü, Canada istersen Toronto Üniversitesi var.
Duru : Türkiye 'de hangi okullar var peki iyi ?
Ben : Boğaziçi var , ODTÜ var.
Duru : Hımmm.


Muhabbet nasıl ? Çocuğum Oxford ta okumak istiyor ,daha bu yaşta kararını vermiş durumda.
Allah'ım ben o yaşta adını biliyor muydum acaba .



14 Mayıs 2018 Pazartesi

Anneler Günü

 Anneler günü de dahil hiçbir özel gün çok da özel değil benim için . Kutluyoruz o ayrı. Ama mesela 23.Nisan da gösteri yapacak çocuğumun günü kadar heyecanlandırmıyor beni.
 Bu 23 Nisan da biz benim annemi , Serap Abla lar da Sinan'ın annesini aldılar ve hep birlikte kahvaltıya gittik. Sinan çocukların vermesi için iki ayrı hediye almış bana. Çocuklar hediyelerimi verdiler, günümü kutladılar.
 Buraya kadar her şey normal ama Duru bunu çok normal bulmamış olmalı. Çünkü kendisi benim için bir şey yapmak istemiş. Ve oyun hamurundan bu muhteşem çiçekleri yapmış. Gerçekten  muhteşemler .Hem gerçekten bir sanatçı tarafından yapılmış heykel kadar muntazam olduğu için hem de Duru kendi el emeği olmayan, kendi ruhundan bir esinti bırakamadığı bir hediyeyi kesinlikle
hediye kabul etmediği için .

 Duru'cuğum canım ,güzel kızım , bu naif yüreğin hep böyle kalsın. Hep böyle temiz kalpli ve iyi niyetli kal inşallah. Bu iyi niyet ,saflık ,kandırılma değil elbette kendini her koşulda koruyup, kollayabilen ama aynı zamanda da dünyanın en iyi kalpli ve üretken insanı olman en büyük dileklerimden biri...

30 Nisan 2018 Pazartesi

23 Nisan ,Çocuklar ve Son Durumlar

  23. Nisan hakkında yazamadım burada. Bu yıl gösteriye Arda ile birlikte gittik. İstedim ki okul görsün, ana okuluna giden çocukların gösterilerini izlesin, zaten gitmeyi çok istediği okula olan isteği iyice artsın. Böylece okula başlamak için önündeki tek engel olan tuvalet alışkanlığını kazansın. Bugüne dek başarılı olabilmiş değiliz. Üstelik birbirimizi üzmek dışında bir kazancımız da yok.
  Neyse Duru ve sınıfı bu yıl Giresun yöresi halk oyunlarını oynadılar. Güzel bir gösteriydi. Duru yine üzülecek bir şey buldu ve başkasının yaptığı bir hata için ''rezil olduk'' dedi ve bu huyuyla annesine ne kadar benzediğini kanıtlamış oldu. Başkalarının hatalarından sorumlu hissetmek çok büyük bir yük . Umarım bu huyundan kurtulabilir.
 Öyleyse şuraya güzel bir kaç foto ekleyeyim de hatıramız tam olsun.




26 Şubat 2018 Pazartesi

Bir Garip Pazar Günü

 Bir garip pazar günü dediğime aldanıp da her pazarımızın atraksiyonlarla dolu ,birbirinden çok farklı pazarlar olduğunu sanmayın sakın. Bu pazar evden dışarı çıkmama eylemi yaptık resmen.
 Hadi bu benim için çok farklı bir durum değil ama çocuklar için hatta en çok da Sinan için oldukça farklı bir durum. Ben genellikle cumartesi günlerinde bir program yapıyor olduğum için pazar günleri ev işleri ile uğraşarak geçiriyorum ama Sinan haftalık alışverişi pazar günü yapıyor ve bu alışveriş sırasında en azından Arda'yı yanında götürüyor ki çocuk bir açık havada yürüsün, bir sokakta nefes alsın.
 Bu hafta alışverişi de cumartesiden halledip, yarın evden dışarıya çıkmayacağım dedi Sinan. E cumartesi günü de babaannemler bizde olduğu için dışarı çıkamadık Arda ile ben. Yani garipten ziyade bunaltıcı diyebileceğimiz bir hafta sonu oldu Arda için.
 Bütün gün iş güç derken çocukla çok fazla ilgilenemediğimizden akşam hep birlikte biraz kudurduk.
Koltuğun kırlentleri ile yastık savaşı yaptık ailece. Çocuklar çok eğlendi. Arda yastık darbesi ile yalpalayıp yere düşüyor ve tam kalkarken bir diğer yastık darbesiyle yine yere yuvarlanıyor ve bu arada gülmekten katılıyordu. Güzel bir aktivitenin sonunda ,kan ter içinde koltuğa oturdu ve ,
 '' Anne bak saçlarım sırılsıklam ıslandı, köfte gibi oldum.''
 Bunun üzerine ben katıldım gülmekten ve Sinan'a Arda'nın söylediğini duymadığı için anlatmaya başladım. ''Biz sucuk gibi olmuşsun diyoruz ya Arda da köfte gibi diyor'' diye.
 Arda bunu duyunca ''Tamam ben de sucuk gibi diyeyim'' dedi.
 '' Anne bak saçlarım sırılsıklam ıslandı, sucuk gibi oldum.''
Bazen çok güldürüyorlar beni. Çok eğlendiriyorlar, çok gurur duymama neden oluyorlar, çok, çok, çok hissetmemi sağlıyorlar bir çok şeyi. Ama bazen de çok sinirlenmeme neden oluyorlar. O kadar çaresiz hissediyorum ki kendimi ,böyle olunca da daha saldırgan olup, daha çığırtkan oluyorum.
Zaten Duru' nun benim için yazdığı akrostiş şiire bakınca bana karşı olan hisleri beni acıtacak kadar netleşiyor gözümün önünde.
Tüm aile için bir şeyler yazmış ama benim için yazdıkları oldukça manidar ve bir o kadar da gerçek.











3 Ocak 2018 Çarşamba

Yeni Yılın İlk Sabahı

Yeni yılın ilk günü biraz uyumak istedim. Biraz uyumak dediysem tabii öğlenlere kadar değil. Biraz.
Duru uyandı ve salona gitti. Onun sesini duydum. Arda uyandı yanımda kıpırdandı ama gözlerimi açmadım. Kalktı ve salona gitti ,ablasının yanına. Sonra da,
-''Keşke bir anneannem olsaydı.'' dedi.
Duru da,
-''E senin zaten bir anneannen var'' diye cevap verdi.
Bütün bunları duydum ama uyumaya yani en azından yatmaya devam ettim.
Çok şükür beni gülümsetenlerin varlığına...   


Yeni yıl gecesinden bir aile fotoğrafımızla veda edelim bu yazıya da.





10 Kasım 2017 Cuma

Duru'dan Son Haberler

 Duru her gün yeni bir eser hazırlıyor. Bu eserler bir gün yeni bir kitap (bunlar aslında küçük öyküler ama Duru onları kendi hazırlayıp, bantladığı ve kitap formatı verdiği kağıtlara yazıyor.) bir diğer gün karikatür formatında çizilmiş resimler ve onların yanındaki konuşma baloncukları şeklinde gösteriyor kendini.
 Bu eserler onun için çok olağan şeyler olduğu için evin muhtelif yerlerine bırakılabiliyor. Salondaki yemek masasının üstünden , odasındaki çalışma masasının üzerindeki yığının arasından ve buna benzer herkesin (burada Arda'yı kastediyorum) kolaylıkla ulaşabileceği yerlerden onun atmaya kıyamadığım her türlü notunu topluyorum. Genellikle fotoğraflıyorum ve şimdilik bir dosyada bir çekmece içinde biriktiriyorum. Aslında artık ilk gördüğüm zamanlardaki kadar şaşırtmıyor beni bu yazdıkları çizdikleri ama her geçen gün kendini geliştirdiğini görüyorum bunlara baktıkça. Bir gün bir kitap yazabileceğini düşünüyorum genellikle.
 Salı günü okuldan aradılar. Yerimde değildim, duymadım telefonun çaldığını. Sonra telaşla okulu aradım. Defalarca telefon çalınca önemli bir sebebi olmalı aramalarının diye düşündüm. Öğretmeni Tülin Hn '' bu kez teşekkür etmek için aradım ben'' dedi. Duru'nun çok dolu ve donanımlı bir çocuk olduğunu, bu konudaki desteğimiz için bize teşekkür ettiğini söyledi. Duru'yu çok farklı eğitim materyali ve kitap ile desteklediğimizi onun da bunu okulda arkadaşları ile paylaştığını ve böylece arkadaşlarını da yönlendirdiğini iletti. Çok mutlu oldum, çok gurur duydum. Duru'nun çok iyi bir yerlere geleceğini düşündüğünü söyledi.
 Duru'nun çok özel bir çocuk olduğunu hep biliyorduk bunu bize her yazısı her resmi her fikri ile belli ediyor her zaman. Her veli toplantısında her öğretmeninden benzer geri dönüşler alıyorduk ama bunu öğretmeninden bir telefon alarak duymak da ayrı bir duygu.
 Sana çok ama çok teşekkür ederim kızım. Farkında olmadan ruhumun eksiklerini doldurduğun için çok ama çok teşekkür ederim. Umarım bu farkındalığın senin için pozitif bir fark olarak sana mutluluk getirir.

5 Eylül 2017 Salı

Duru ile ergenliğe adım adım

 Duru her geçen gün hal ve hareketleriyle büyüdüğünü bize gösteriyor.
 Bir gün aynanın karşısında saçlarını şekilden şekle sokarak tarıyor. Mesela bir kalemle saçının önünden sarkan bir tutamı sarıyor ve bukle yapıyor.
 Bir başka gün eline cep telefonumu alıp, kulağına kulaklıklarını takıp, sallana sallana müzik dinliyor.
 Öyle tuhaf bir duygu ki bu. Bir yandan gülümsetiyor beni bir yandan gurur duyuyorum onun bu halleriyle. Bir yandan birkaç dakika sonra yaptığı bir saçmalık için çok kızıyorum ona. Tepkilerime hakim olamayıp, bağırıyorum. Kırıyorum onu. Onu kırdığım zaman agresifleşiyorum. Agresifleşince herkesi daha fazla kırıyorum. Hem neden böyle oldu şimdi, biz niye tatlı tatlı geçinemiyoruz ki diye kendime kızıyorum hem de bu kızgınlığın hıncını yine tüm ev halkından çıkarıp geriyor ve geriliyorum.
 Bu hisler içinde anlıyorum ki ergenlik hiç bitmeyen bir yolculuk galiba. Hadi Duru yeni yeni ergen tavırlar takınıyor o yüzden arada dengesizlikler yaşaması normal.

21 Aralık 2016 Çarşamba

Dans dans dans

Duru şarkıyı ,dansı çok sever, küçükken de hep böyleydi. Bizim yatak odasına gider, babasına müziği açtırır ve bizim yatağın üzerinde zıplardı. (zaten bazanın alt tahtasının kırılmasında bu eylemin büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.)
Hala böyle dans eder durur ama artık yatak odasında cep telefonundan değil, salonda televizyondan youtube u açarak izleyip dans etmeyi tercih ediyor. Taktığı müzikler de zaman içinde değişikliğe uğruyor tabii. Katty Perry -Roar , Athena -Arsız Gönül vs vs.
Arda ablasından eksik kalmadı bu konuda. Ne de  O da ''şakı şakı açalımm'' diye dolaşıyor ortada.
İlk zamanlar şakı dediği şey, Taylor Swift -shake it on du. Taylor Swift e aşık olduğunu düşünüyoruz çünkü izlerken kendinden geçiyor. (laf aramızda ben de olsam ben de aşık olurdum)
Şimdi şimdi latin müziklerine geçiş yaptık. Arda artık ''Bara bara açalımm '' diye ağlıyor.
Bunu ''cecere cece'' , ''lala lalala'' , ''vaka vaka'' vs gibi hareketli kıpır kıpır şarkılar devam ediyor.
Akşamları ya bunları dinleyip, dans edip koşan çocuklarımız dinliyoruz yada çocuk kanallarından birinden ''Rafadan Tayfa'' '' Kağıt Adam'' vs izliyoruz.
Çok şükür bu günümüze. Televizyon kanallarında büyüklere hitap eden her türlü program gerilim ve vahşet içeriyor. Her birinde silah ,ağlayan veya bağıran insanlar var. Biz şimdilik kendi dünyamızda sakin sakin takılıyoruz. Allah sonumuzu hayretsin ve  çocuklarımız hep böyle dans edip, gülsün.

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Duru'nun Durumu



 Duru 1 Mayıs günü hastaneye bizi ziyarete geldi. Geri dönerken de biraz eğlensin ,kafasını dağıtsın diye Balçova daki parka götürmüşler onu. Parkta kaydıraktan düşüp, ayağını burkmuş, sonra da üzerine basamamış. Meltem ve Sinan taşımışlar Duru'yu doktora götürmüşler. Kırık çıkık yokmuş şükür ki.
 Biz 4 Mayıs ta hastaneden çıkıp eve gelince Duru çok kötü olduğunu söyledi, üzerine kesinlikle basamıyor . Tabii emin olamadık ciddi olduğundan. Hastane süreci Duru'yu çok yordu, çok hırpaladı.
Evde yalnız kalmak , anne, anneanne ve kardeşi hastanede kalırken , evde baba ve babaanne ile olmak terk edilmişlik hissi yaşatmış olmalı. Gerçi bu durumdan hiç kimse memnun değildi ve herkes gerçekten çok üzgündü ama Duru'nun bunu anlayabilmesi , yaşananların bir mecburiyet olduğunu fark etmesi ondan beklenemeyecek kadar karmaşık konulardı onun yaşı için.
 Meltem ve ben Duru'yu Egepol'e götürdük. Hala ayağının üzerine basamamasının gerçek nedenini öğrenmek istiyorduk. Bir yandan da Duru'ya onu gerçekten önemsediğimizi , hastalık söz konusu olduğunda ayrım yapmadan doktor ,hastane ne gerekiyorsa yaptığımızı anlatmamız gerekiyordu ona.
Ben hala yeni ameliyatlı sayılırım diye Meltem kucağında taşıdı Duru'yu bütün gün. Neyse röntgen ve mr çekimi sonrasında bilekte ciddi bir deformasyon olduğunu ama kırık yada  çıkık olmadığını bir kez daha öğrendik.
Duru ise tam 20 gün sonra 20 Mayıs ta tekrar okula gidebildi.




 28.Mayıs 'ta okulda anne-çocuk faaliyet günü vardı.
 29.Mayıs 'ta portfolyo günüydü.
 12.Haziran'da Duru'nun okulu kapandı ve karnemizi aldık. Yeşilyurt Bağımsız Anaokulu' ndaki son günümüzdü. Yani son günümüz olduğunu sonradan anladık.
Annem ve Meltem İstanbul'a gitti biz de Balıkesir'e yola çıktık.




 22.Haziran'da ise Duru yaz okuluna başladı. Bu yaz okulu bizim miladımız oldu.
Fatih Koleji'nin yaz okuluna başladı ve çok sevdi. Sonra biz anaokuluna daha doğrusu hazırlık sınıfına ,gideceği okulun hazırlık sınıfına mı göndersek yoksa eski anaokuluna mı gitse derken ve hatta Yeşilyurt Bağımsız Anaokulu 'na kura için ön kayıt yaptırmışken bir anda kendimizi Fatih Kolejinin hazırlık sınıfına kayıt yaptırmış bulduk.
 Bu kararı almamızda Duru'nun kesinlikle aynı anaokuluna gitme istememesi de etkili oldu tabii. Hatta ''Kızım bak şansına kurada yine Eylem Öğretmen çıktı, hem arkadaşından hem öğretmeninden ayrılmayacaksın'' dedim de ''Anne yine aynı bahçe, aynı merdivenler. Ben sıkıldım artık , oraya gitmek istemiyorum'' dedi.
 Tırnaklarıyla kazıyarak gideceği okulun yönünü değiştirdi çocuk.

23 Nisan 2015 Perşembe

Duru'nun Mart / Nisan Ayı Güzellemeleri



 18.03.2015 : Duru bana ''Peki'' dedi. Saat 22.00 ve ben çoook mutluyum. Hey!


 30.03.2015 : Dinlediğimiz şarkı Barış Manço'dan Alla Beni Pulla Beni .
                      Duru'ya göre ise ''Allah Beni Bulabilir''


 01.04.2015 : Duru'nun 2. dişini de gece saat 23.00 dolaylarında çekip, çıkardık.


 02.04.2015 :
   Ben : Kızım sakın yalnızken pencereyi açmaya kalkma tamam mı?
   Duru : Hı hı tamam . Zaten anahtar da yok.
   (Benim küçük saf kızım , pencereden düşünce , kalkıp, yürüyüp, anahtarla kapıyı açıp, içeri girebileceğini düşünüyor. tıpkı çizgi filmlerdeki gibi. )


 23.04.2015 : Biz hastanedeyiz ve benim küçük kızım 23.Nisan törenine yalnız gitti. Yani aslında babası , anneannesi ve babaannesi yanında ama küçük bir çocuğun yanında annesi yoksa hep yalnızdır değil mi?



18 Şubat 2015 Çarşamba

İlk süt dişi düştü ,ağlamaklıyım

 9 Şubat tan beri Duru'nun ön dişlerinin acıdığı şikayetini duyuyoruz kendisinden. Ben hep aft olduğunu düşündüm, göremesem de . Amaaa çok yanılmışım .
 18 Şubat saat 18.15 te ilk süt dişi düştü. Çok duygusal bir an bu. Artık resmi olarak büyüdü . Süreç hızla ilerleyecek artık. O minicik bir bebek değil. Gülümsediğinde bir dişi boş .

31 Aralık 2014 Çarşamba

Genel Olarak 2014 / Arda

  Arda doğduğundan beri yazmam gereken notları bir türlü yazamadım. Bugün aslında 14.09.2018 ve ben artık elimdeki küçük küçük defterlerdeki tüm notları kayıt altına almak isteğiyle geriye dönük bir sürü giriş yapıyorum sevgili bloğuma.
 Böylece Arda'nın doğumuna kadar geçen sürenin minik bir arşivini burada görebileceğiz.


  11.Nisan.2014 : Evde gebelik testi yaptım ve pozitif çıktı.
  12.Nisan.2014 : Duru'ya hamileyken gittiğim doktor her cumartesi çalışmazdı. Aradım, şansıma bu hafta sonu da çalışmadığı için kendime başka bir doktor buldum . Arkadaşlarımın gidip memnun kaldığı bir doktor Levent Bey. Pazartesiye kadar beklemem imkansızdı ve randevumu aldım.
 İlk doktor muayenesi - Evet hamileyim. (5+0) week , 10 gün sonra kalp atışını duyacağız.
  25.Nisan.2014 : (6+6) week , kalp atışlarını duyduk.
  06.Mayıs.2014 : Tahlillerimi sağlık ocağı ve İsmet Yorgancılar Polikliniği'nde yaptırdım.
  20.Mayıs.2014 : (10+3) week , folik asit bitince başlamak üzere Elevit verdi doktor.
  03.Haziran2014 : (12+3) week , 2li tarama testi için kan verdim.
                               Duru'ya bir kardeşi olacağını resmen söyledik.
  15-17.Haziran.2014 : İsveç seyahati , bebek ile en uzun yolculuğum. Duru'ya hamile olduğumu öğrendiğim andan itibaren , 28.haftaya kadar uçuş serbest olmasına rağmen İstanbul'a bile gitmemiştim. Bu kez daha cesur davrandım ama hamile olduğumu söyleyip, x-ray lerden geçmedim.
  19.Haziran.2014 : (14+5) week , cinsiyeti kesinleşti . Doktor önceki kontrollerde erkek olacağını tahmin ettiğini ama bu bilgiyi bir süre daha 3.şahıslarla paylaşmamamızı söylemişti. Ama artık söyleyebilirmişiz. Marin4cap balık yağına başlıyoruz.
  03.Temmuz.2014 : (16+5) week , 4lü tarama testi için kan verdim.
  28.Temmuz.2014 : Bayramın 1. gecesi Balıkesir'e gittik.
  04-09.Ağustos.2014 : Antalya'ya tatile gittik. Hamile olduğum için havuza girmedim .
  23.Ağustos.2014 : (24+0) week ,  doktor şeker yükleme ,hemogram ve tit tahlilleri istedi.
  06.Eylül.2014 : (26+0) week , Şifa Hastanesi'nde şeker yükleme testi yaptırdım.
  09.Eylül.2014 : Sancı veya acı benzeri bir şeyler hissettiğim için akşam doktoru aradım . Yarın gel dedi.
  10.Eylül.2014 : (26+4) week , doktor bu hislerin yorgunluktan olduğunu söyledi.
  22.Eylül.2014 : (28+2) week , Arda 1187gr olmuş ,ben de 63,5kg yani toplamda 9,5kg almış oldum.
  24.Kasım.2014 : (37+2) week , Arda 3280gr olmuş ,ben de 70,5kg
  01.Aralık.2014 : (38+2) week , çok kaşıntım olduğu için karaciğer enzim testi yaptırdık. Ben doğumun normal doğum olmamasına rağmen, normal zamanında gerçekleşmesini istiyorum. Randevu ile sezaryene gitmek fikri hoşuma gitmiyor. Doktora bu isteğimi belirttim O da en fazla 10 Aralık a kadar bekleyebileceğini daha sonrasının risk olacağını söyledi ve bana 10 Aralık için randevu verdi.
Arda 3480gr olmuş , ben  de 71,5kg
  05.Aralık.2014 : Arda sabah 06.54 te doğdu. Doğum hikayesini detaylı olarak anlatacağım.
                             3710gr ve 50cm
  06.Aralık.2014 : Şişlikleri inen Arda sabah tekrar tartıldı ve 3570gr a geriledi.
  07.Aralık.2014 : Eve dönüş vakti. Arda evine 3490gr olarak gidiyor.
  14.Aralık.2014 : Arda'nın göbeği düştü.
  15.Aralık.2014 : Arda'nın topuk  kanı alındı. Biz Duru'da da Arda'da da topuk kanını hastanede aldırmadık. Devlet kayıtları için sağlık ocağında yada devlet hastanesinde alınması şart dediler ,biz de tekrar tekrar canları yanmasın diye direkt sağlık ocağında aldırdık topuk kanını.
 16.Aralık.2014 : Arda ilk banyosunu yaptı.
 22.Aralık.2014 : Arda 'nın ilk doktor kontrolü , 4400gr ve 53cm olmuş. Göbeğine gümüş nitrat yapıldı.
 23.Aralık.2014 : Arda 2. banyosunu yaptı.
 24.Aralık.2014 : Arda ilk kez yumurta toplamaya gidiyor. Duru'da da ilk kez anneanneme gitmiştik. Arda'da da 20/40 gezmesine  yine anneanneme gittik.
 31.Aralık.2014 : Bu 2014 özetini Duru'nun bir esprisi ile kapatalım. ''Karadeniz'de Samsung var ya!!''