Bir süredir karmaşık ve yoğun duygular yaşıyoruz. Belirsizlik insanı arayışlara sürüklüyor ve bu arayışlar bazen insanı çok farklı yollara sokuyor ve sonucunda da çok geriyor.
Neyse uzun sıkıntılı bir süreçten sonra pazartesi akşamı doktor ile görüştükten sonra içimize su serpildi ve normal hayatımıza devam edebilir bir hal aldık.
Dün annemin doğum günüydü . Akşam bizde kalırsan sana browni yapabilirim dedim. Çocuklar kalması için ısrar etti ve o tabii kek ve türevlerine hayır diyemediği için bizde kaldı.
Duru bir anda bir organizasyon hazırlığına girişti. Anneannesine yazılı, çizili hediyeler hazırladı. Gelip ışığı nasıl kapatacağımızı , nasıl sürpriz yapacağımızı kulağımıza anlatıp durdu. Bu arada bir ara gelip kulağıma ''Anneannem kaç yaşına giriyor'' dedi. Anneannesinin bundan pek hoşlanmayacağını söyleyince de '' 50 nasıl iyi mi? '' diye sordu. ''Çok iyi'' dedim .
Odasına gidip, kartondan ''50'' rakamı kesip, kürdana yapıştırmış. Onları pastanın yani browninin üzerine taktı ve annem mumları öylece üfledi. Dilek de dilemiş midir bilmiyorum tabii .
Annemin kucağında ise Duru'nun onun için hazırladığı kartondan yelpaze var. Annem elinde sürekli bir dergi veya kartonla dolaştığı için çocuk, oldukça işe yarar bir hediye hazırlamış. Üzerine de ''Anneanne-cikko Sonsuz'a kadar kafadarız'' yazmış. Bu arada sonsuzu sonsuzluk işareti yaparak anlatmış. Bir yandan hiç anlaşamıyorlar, bir yandan birbirlerini çok seviyorlar. Aslında anlaşamama nedenleri Duru'nun anneannesinin hep Arda'ya hak verdiğini düşünmesi yani bir nevi tatlı bir kıskançlık ,bir iç burulması.
arda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ağustos 2018 Çarşamba
21 Mayıs 2018 Pazartesi
Haftasonunun Ardından ...
Bu cumartesi günü 19.Mayıs olduğu için Duru'nun Bilsem kursu yoktu. Ramazan olduğu için de benim kahvaltı yapma durumum yoktu. Böyle olunca da sabah Sinan çocukları alıp, babaannelerine kahvaltıya götürdü. Ben de uzun bir uyku çekebildim.
Öğleye doğru Sinan ve Arda eve döndüler. Duru babaannesinde kalmak istemiş. Birlikte kurabiye yapacaklarmış. Biz de öğleden sonra hep birlikte uyuyup, uyanınca da Arda 'ya gözlük almaya gittik .
Konunun bu kısmı benim için çok sıkıcı . Arda'nın 4-5 günlükken ,gece elinden eldiveninin çıkması ve tırnakları ile gözünü çizmesi dolayısıyla sağ gözünde bir hasar oluştu. Buradan sonrası benim için keşkelerle dolu karmaşık bir konu . Keşke tırnaklarını kesseydim , keşke eline eldiven yerine çorap geçirseydim ... Bunu fark edip , yaklaşık 1 -1,5 aylıkken doktora götürdük ama götürdüğümüz doktor , benim gördüğüm garipliği gördüğünü ama bunun tırnakla gözünü çizmesinden kaynaklanmasının söz konusu olmadığını söyledi. Bazen doğuştan böyle farklılıklar olabilir dedi.
Bir süre sonra içim rahat etmediği için tekrar doktora gittik ama yine benzer cevaplar aldık. O günlerde bir müdahale edilebilir miydi ? Bir damla vs kullansaydı şu anki sorun engellenebilir miydi ? Bunlar da başka iç sıkan sorularım . Neyse böyle böyle günler geçti ve biz Ekim.2016 da Kaşkaloğlu Göz Hastanesi'ne gittik. Sağ gözünde astigmat olduğunu ,sol gözünde aynı sorun olmadığı için bunun genetik bir durum olmadığını ,kesinlikle gözüne yaptığı darbeden kaynaklandığını söylediler. Altı ayda bir kontrol etmeleri gerektiğini ,gözlük kullanması gerekebileceğini söylediler. İşteee o günden beri de gidiyoruz doktora ve bu gidişimizde gözlük verdiler. Çok üzgünüm çünkü bu kadar küçük yaşta kullanmanın çok zor olduğunu düşünüyorum.
Çocuklarda göz gelişimi 6 yaşını dolduruncaya dek devam edermiş ve şu an sağ gözünü çok kullanmadığı için gözü tembelleşmiş. 7 yaşına kadar gözlük kullanırsa ,sağ gözündeki tembelliği düzeltebilirmişiz. Hatta günde 2 saat sol gözünü de kapatırsak daha iyi olurmuş .Bu kısmı çok ütopik , ben gözlük taktırmayı başarabileceğimiz konusunda bile endişeliyken, günde 2 saat gözünü nasıl kapatırız???
Bu kadar uzuuun bir özetten sonra ,cumartesi günü gözlük almaya gittiğimizi söyleyebilirim artık .
Gözlüklerimizi bir sonraki cumartesi alacağız ve zorlu süreç başlayacak.
Biliyorum şükretmem gerekiyor. Korneasına bir şey olmadığı için ve görme kaybı yaşanmadığı için .
Ama elimde değil,'' nasıl engel olamadım ,bu benim ilk çocuğum değil ki tecrübesizlik olsun '' diye diye beynimi kemiriyorum. Astigmat gözlükle geçecek bir sorun değil , gözlük sadece göz tembelliğini engellemek için .
Yani nasıl bir elini gözüne sokmaktır ki göz kapağından bile bir parça koparmış .Oradaki doku kaybı şimdi şimdi biraz doldu ve daha az belirgin hale geldi.
Allah beterinden korusun demekten başka bir şey gelmiyor elimden.
Hafta sonu dedim ama sadece tek bir konuya odaklandım , ne yapayım, dervişin fikri neyse zikri de o olurmuş.
Öğleye doğru Sinan ve Arda eve döndüler. Duru babaannesinde kalmak istemiş. Birlikte kurabiye yapacaklarmış. Biz de öğleden sonra hep birlikte uyuyup, uyanınca da Arda 'ya gözlük almaya gittik .
Konunun bu kısmı benim için çok sıkıcı . Arda'nın 4-5 günlükken ,gece elinden eldiveninin çıkması ve tırnakları ile gözünü çizmesi dolayısıyla sağ gözünde bir hasar oluştu. Buradan sonrası benim için keşkelerle dolu karmaşık bir konu . Keşke tırnaklarını kesseydim , keşke eline eldiven yerine çorap geçirseydim ... Bunu fark edip , yaklaşık 1 -1,5 aylıkken doktora götürdük ama götürdüğümüz doktor , benim gördüğüm garipliği gördüğünü ama bunun tırnakla gözünü çizmesinden kaynaklanmasının söz konusu olmadığını söyledi. Bazen doğuştan böyle farklılıklar olabilir dedi.
Bir süre sonra içim rahat etmediği için tekrar doktora gittik ama yine benzer cevaplar aldık. O günlerde bir müdahale edilebilir miydi ? Bir damla vs kullansaydı şu anki sorun engellenebilir miydi ? Bunlar da başka iç sıkan sorularım . Neyse böyle böyle günler geçti ve biz Ekim.2016 da Kaşkaloğlu Göz Hastanesi'ne gittik. Sağ gözünde astigmat olduğunu ,sol gözünde aynı sorun olmadığı için bunun genetik bir durum olmadığını ,kesinlikle gözüne yaptığı darbeden kaynaklandığını söylediler. Altı ayda bir kontrol etmeleri gerektiğini ,gözlük kullanması gerekebileceğini söylediler. İşteee o günden beri de gidiyoruz doktora ve bu gidişimizde gözlük verdiler. Çok üzgünüm çünkü bu kadar küçük yaşta kullanmanın çok zor olduğunu düşünüyorum.
Çocuklarda göz gelişimi 6 yaşını dolduruncaya dek devam edermiş ve şu an sağ gözünü çok kullanmadığı için gözü tembelleşmiş. 7 yaşına kadar gözlük kullanırsa ,sağ gözündeki tembelliği düzeltebilirmişiz. Hatta günde 2 saat sol gözünü de kapatırsak daha iyi olurmuş .Bu kısmı çok ütopik , ben gözlük taktırmayı başarabileceğimiz konusunda bile endişeliyken, günde 2 saat gözünü nasıl kapatırız???
Bu kadar uzuuun bir özetten sonra ,cumartesi günü gözlük almaya gittiğimizi söyleyebilirim artık .
Gözlüklerimizi bir sonraki cumartesi alacağız ve zorlu süreç başlayacak.
Biliyorum şükretmem gerekiyor. Korneasına bir şey olmadığı için ve görme kaybı yaşanmadığı için .
Ama elimde değil,'' nasıl engel olamadım ,bu benim ilk çocuğum değil ki tecrübesizlik olsun '' diye diye beynimi kemiriyorum. Astigmat gözlükle geçecek bir sorun değil , gözlük sadece göz tembelliğini engellemek için .
Yani nasıl bir elini gözüne sokmaktır ki göz kapağından bile bir parça koparmış .Oradaki doku kaybı şimdi şimdi biraz doldu ve daha az belirgin hale geldi.
Allah beterinden korusun demekten başka bir şey gelmiyor elimden.
Hafta sonu dedim ama sadece tek bir konuya odaklandım , ne yapayım, dervişin fikri neyse zikri de o olurmuş.
14 Mayıs 2018 Pazartesi
Ciddi misin?
Arda bu ara çok düştü yine bana . Suratımı ellerinin arasına alıp, bana sorular soruyor romantik romantik.
''Anne sen beni özledin mi?''
''Evet çok özledim.''
''O zaman kızma!''
****
Herhangi bir konuda konuşurken ,
''Anne sen ciddi misin?''
''Ciddiyim.''
''Emin misin?''
''Eminim''
''Gerçekten mi?''
''Gerçekten''
Neden bu kadar teyid ediyor anlayamadım .Şimdi ben bu kelimeleri çok mu kullanıyorum diye kendimi gözleyeceğim.
****
Anneler günü vesilesi ile dün annemi de alarak kahvaltıya gittik. Kalabalık bir kahvaltıydı. Oradan dönüşte de çocuklarla birlikte babaanneme gittik. Arda halamın evinde bir yandan geziniyor ,bir yandan salona gelip bize bir şeyler söylüyordu. Bir ara geldi.
''Şeker Bayramınız kutlu olsun.'' dedi.
''Senin de Şeker Bayramın kutlu olsun'' dedik.
Bunun üzerine;
''Tamam o zaman gideyim de şekerleri getireyim '' dedi.
Babaannemin odasında şekeri düşer diye başucunda beklettiği şekerleri görmüş ve resmen onları yemek için güzeeeel bir yol yaptı kendine.
''Anne sen beni özledin mi?''
''Evet çok özledim.''
''O zaman kızma!''
****
Herhangi bir konuda konuşurken ,
''Anne sen ciddi misin?''
''Ciddiyim.''
''Emin misin?''
''Eminim''
''Gerçekten mi?''
''Gerçekten''
Neden bu kadar teyid ediyor anlayamadım .Şimdi ben bu kelimeleri çok mu kullanıyorum diye kendimi gözleyeceğim.
****
Anneler günü vesilesi ile dün annemi de alarak kahvaltıya gittik. Kalabalık bir kahvaltıydı. Oradan dönüşte de çocuklarla birlikte babaanneme gittik. Arda halamın evinde bir yandan geziniyor ,bir yandan salona gelip bize bir şeyler söylüyordu. Bir ara geldi.
''Şeker Bayramınız kutlu olsun.'' dedi.
''Senin de Şeker Bayramın kutlu olsun'' dedik.
Bunun üzerine;
''Tamam o zaman gideyim de şekerleri getireyim '' dedi.
Babaannemin odasında şekeri düşer diye başucunda beklettiği şekerleri görmüş ve resmen onları yemek için güzeeeel bir yol yaptı kendine.
9 Mayıs 2018 Çarşamba
Arda Neler Söylüyor ?
Arda bazen öyle şeyler söylüyor ki insan hayrete düşüyor. Bazen işe gidişimle ilgili sıkıntılar yaşıyor . Aslında anneannesi ile gayet iyi zaman geçiriyor hatta öyle ki bazen akşam annem evine gidince '' Anneannem neden evine gitti ama biz birlikte uyuyacaktık'' diye mızmızlanıyor. Yine de
sabahları ''Bugün tatil mi?'' diye sormasına engel olmuyor bu durum.
Bugün mesela Duru' ya kızıp, söylendim okula giderken oyalandığı için .Arda hemen duruma el koydu,
''Anne sen ablama kızınca ben sinirleniyorum ve yeteeeer diye bağırmak zorunda kalıyorum'' dedi.
Bunlar hep benim sözlerim .Kendimi tutamayım ,söylediğim her şey gün gelip, bana dönüyor.
sabahları ''Bugün tatil mi?'' diye sormasına engel olmuyor bu durum.
Bugün mesela Duru' ya kızıp, söylendim okula giderken oyalandığı için .Arda hemen duruma el koydu,
''Anne sen ablama kızınca ben sinirleniyorum ve yeteeeer diye bağırmak zorunda kalıyorum'' dedi.
Bunlar hep benim sözlerim .Kendimi tutamayım ,söylediğim her şey gün gelip, bana dönüyor.
Tuvalet Eğitiminde Neredeyiz ?
1 Mayıs itibariyle radikal bir karar alarak Arda 'da tuvalet eğitimine başladık. Bir süredir kafamızı kurcalayan ve nasıl halledeceğimizi bilmediğimiz bir konuydu bu . Arda çok net bir şekilde tuvalete veya lazımlığa tuvaletini yapmayı reddediyordu çünkü.
O gün bez bağlamadık ve saat başı 10 dk. tuvalette oturttuk. Denemelerden birinde başarılı oldu. Gülen yüz stickerı ile ödüllendirdik. Banyoda fayansa yapıştırdık. Böyle böyle bugüne kadar ulaştık.
Uyanıkken kaçırmıyor ama her akşam yatarken şansını deneyip;
''Kulağına bir şey söyleyebilir miyim?'' diye soruyor. Sonra da,
''Dişimizi fırçalayıp , bezimizi takıp uyuyabilir miyiz?'' diyor.
''Hayır. Artık bez yok '' deyince dolapta kalmış 3 bezi bulup ,sinir krizi eşliğinde tek tek fırlatarak ,
''Var işte ,var,var'' diyor. Bezleri ortadan kaldırıp, kurtuldum. Yine şansını deniyor ama kriz olmuyor en azından.
Bu kez de yatarken tuvaletim yok deyip, oturup oturup yapmadığı için ,yattıktan yaklaşık 1,5 saat sonra yatağını ıslatıyor.
Bu da böyle bir süreç ve pes etmezsem kökten çözülecek diye umuyorum.
Biraz daha sabır. Ama gerçekten sinir bozucu çünkü gecenin ikisinde çarşaf değiştirmek, Arda yı temizlemek ve o çarşafları yıkayıp, asmak insanı epey geriyor.
O gün bez bağlamadık ve saat başı 10 dk. tuvalette oturttuk. Denemelerden birinde başarılı oldu. Gülen yüz stickerı ile ödüllendirdik. Banyoda fayansa yapıştırdık. Böyle böyle bugüne kadar ulaştık.
Uyanıkken kaçırmıyor ama her akşam yatarken şansını deneyip;
''Kulağına bir şey söyleyebilir miyim?'' diye soruyor. Sonra da,
''Dişimizi fırçalayıp , bezimizi takıp uyuyabilir miyiz?'' diyor.
''Hayır. Artık bez yok '' deyince dolapta kalmış 3 bezi bulup ,sinir krizi eşliğinde tek tek fırlatarak ,
''Var işte ,var,var'' diyor. Bezleri ortadan kaldırıp, kurtuldum. Yine şansını deniyor ama kriz olmuyor en azından.
Bu kez de yatarken tuvaletim yok deyip, oturup oturup yapmadığı için ,yattıktan yaklaşık 1,5 saat sonra yatağını ıslatıyor.
Bu da böyle bir süreç ve pes etmezsem kökten çözülecek diye umuyorum.
Biraz daha sabır. Ama gerçekten sinir bozucu çünkü gecenin ikisinde çarşaf değiştirmek, Arda yı temizlemek ve o çarşafları yıkayıp, asmak insanı epey geriyor.
30 Nisan 2018 Pazartesi
23 Nisan ,Çocuklar ve Son Durumlar
23. Nisan hakkında yazamadım burada. Bu yıl gösteriye Arda ile birlikte gittik. İstedim ki okul görsün, ana okuluna giden çocukların gösterilerini izlesin, zaten gitmeyi çok istediği okula olan isteği iyice artsın. Böylece okula başlamak için önündeki tek engel olan tuvalet alışkanlığını kazansın. Bugüne dek başarılı olabilmiş değiliz. Üstelik birbirimizi üzmek dışında bir kazancımız da yok.
Neyse Duru ve sınıfı bu yıl Giresun yöresi halk oyunlarını oynadılar. Güzel bir gösteriydi. Duru yine üzülecek bir şey buldu ve başkasının yaptığı bir hata için ''rezil olduk'' dedi ve bu huyuyla annesine ne kadar benzediğini kanıtlamış oldu. Başkalarının hatalarından sorumlu hissetmek çok büyük bir yük . Umarım bu huyundan kurtulabilir.
Öyleyse şuraya güzel bir kaç foto ekleyeyim de hatıramız tam olsun.
Neyse Duru ve sınıfı bu yıl Giresun yöresi halk oyunlarını oynadılar. Güzel bir gösteriydi. Duru yine üzülecek bir şey buldu ve başkasının yaptığı bir hata için ''rezil olduk'' dedi ve bu huyuyla annesine ne kadar benzediğini kanıtlamış oldu. Başkalarının hatalarından sorumlu hissetmek çok büyük bir yük . Umarım bu huyundan kurtulabilir.
Öyleyse şuraya güzel bir kaç foto ekleyeyim de hatıramız tam olsun.
10 Nisan 2018 Salı
Saklambaç
Dün akşam Sinan la Arda
saklambaç oynuyorlar.
Sinan yummuş,sayıyor.
Arda : Nereye saklansaaam,
nereye saklansaaam ?
Babaaa nereye saklanayım?
Sinan : Mutfağa saklan .
Arda : Tamam deyip, mutfağa
saklandı.
Sonra Sinan aramaya başladı.
Sinan : Arda nereye
saklandııı ? Duru’nun odasına mı saklandı acaba ?
Arda : Hayııır . Burdayım.
Sonra çıkıp, sobe sobe sobe
diye bağırıyor.
Veee bunun adına da saklambaç
diyor.
Komik çocuk yaa .
7 Mart 2018 Çarşamba
Arda Resim Yapıyor
Arda dün akşam ilk kez resim yaptı.
Şu mıknatıslı tahtalara bir şeyler çiziyordu. Kareler ,çizgiler vs. Aaa ne güzel ,aa ne güzel diye biz de destekliyorduk ki bir anda bir resim gördüm o tahtada . Gözlerime inanamadım çünkü bu bir ilk . Ağzı , yüzü olan bir insan çizmiş . Bayıldık bu resme ve hemen fotoğrafını çektik. Nasıl güzel güldü ve poz verdi. Bir şeyi başarmış olmak ve beğenilmek çok hoşuna gitti.
Sonra yanıma oturdu ve ilk yaptığı resmi silip bir kez daha çizdi. Çizerken de neler yaptığını anlattı.
* Şimdiii bir daire çizelim. (Çizdi .)
* Şimdiii gözlerini çizelim. (Dairenin içine iki nokta koydu.)
Şu mıknatıslı tahtalara bir şeyler çiziyordu. Kareler ,çizgiler vs. Aaa ne güzel ,aa ne güzel diye biz de destekliyorduk ki bir anda bir resim gördüm o tahtada . Gözlerime inanamadım çünkü bu bir ilk . Ağzı , yüzü olan bir insan çizmiş . Bayıldık bu resme ve hemen fotoğrafını çektik. Nasıl güzel güldü ve poz verdi. Bir şeyi başarmış olmak ve beğenilmek çok hoşuna gitti.
Sonra yanıma oturdu ve ilk yaptığı resmi silip bir kez daha çizdi. Çizerken de neler yaptığını anlattı.
* Şimdiii bir daire çizelim. (Çizdi .)
* Şimdiii gözlerini çizelim. (Dairenin içine iki nokta koydu.)
* Şimdi de ağzını çizelim. (Ağız kısmına bir yarım daire çizdi.)
* Şimdi dee burnunu çizelim. (Dairenin tam ortasına bir nokta koydu.)
*Şimdi bacaklarını çizelim. (Dairenin altına iki çubuk bacak çizdi)
*Şimdiii kollarını çizelim. (Dairenin iki yanına iki çubuk kol çizdi.)
*Vee şimdi dee omuzlarını çizelim. (Kolların üstüne birer tümsek çizdi.)
Bunları bitirince çok güzel ,kolu bacağı, ağzı yüzü olan bir daire çıktı ortaya. Ama her yaptığının fotoğrafını çekmemizi beklemesin diye fotoğrafını çekmedim.
Neyse anlattıklarımı unutmamanın en iyi yanı şöyle şirin bir fotoğraf eklemek.
26 Şubat 2018 Pazartesi
Bir Garip Pazar Günü
Bir garip pazar günü dediğime aldanıp da her pazarımızın atraksiyonlarla dolu ,birbirinden çok farklı pazarlar olduğunu sanmayın sakın. Bu pazar evden dışarı çıkmama eylemi yaptık resmen.
Hadi bu benim için çok farklı bir durum değil ama çocuklar için hatta en çok da Sinan için oldukça farklı bir durum. Ben genellikle cumartesi günlerinde bir program yapıyor olduğum için pazar günleri ev işleri ile uğraşarak geçiriyorum ama Sinan haftalık alışverişi pazar günü yapıyor ve bu alışveriş sırasında en azından Arda'yı yanında götürüyor ki çocuk bir açık havada yürüsün, bir sokakta nefes alsın.
Bu hafta alışverişi de cumartesiden halledip, yarın evden dışarıya çıkmayacağım dedi Sinan. E cumartesi günü de babaannemler bizde olduğu için dışarı çıkamadık Arda ile ben. Yani garipten ziyade bunaltıcı diyebileceğimiz bir hafta sonu oldu Arda için.
Bütün gün iş güç derken çocukla çok fazla ilgilenemediğimizden akşam hep birlikte biraz kudurduk.
Koltuğun kırlentleri ile yastık savaşı yaptık ailece. Çocuklar çok eğlendi. Arda yastık darbesi ile yalpalayıp yere düşüyor ve tam kalkarken bir diğer yastık darbesiyle yine yere yuvarlanıyor ve bu arada gülmekten katılıyordu. Güzel bir aktivitenin sonunda ,kan ter içinde koltuğa oturdu ve ,
'' Anne bak saçlarım sırılsıklam ıslandı, köfte gibi oldum.''
Bunun üzerine ben katıldım gülmekten ve Sinan'a Arda'nın söylediğini duymadığı için anlatmaya başladım. ''Biz sucuk gibi olmuşsun diyoruz ya Arda da köfte gibi diyor'' diye.
Arda bunu duyunca ''Tamam ben de sucuk gibi diyeyim'' dedi.
'' Anne bak saçlarım sırılsıklam ıslandı, sucuk gibi oldum.''
Bazen çok güldürüyorlar beni. Çok eğlendiriyorlar, çok gurur duymama neden oluyorlar, çok, çok, çok hissetmemi sağlıyorlar bir çok şeyi. Ama bazen de çok sinirlenmeme neden oluyorlar. O kadar çaresiz hissediyorum ki kendimi ,böyle olunca da daha saldırgan olup, daha çığırtkan oluyorum.
Zaten Duru' nun benim için yazdığı akrostiş şiire bakınca bana karşı olan hisleri beni acıtacak kadar netleşiyor gözümün önünde.
Tüm aile için bir şeyler yazmış ama benim için yazdıkları oldukça manidar ve bir o kadar da gerçek.
Hadi bu benim için çok farklı bir durum değil ama çocuklar için hatta en çok da Sinan için oldukça farklı bir durum. Ben genellikle cumartesi günlerinde bir program yapıyor olduğum için pazar günleri ev işleri ile uğraşarak geçiriyorum ama Sinan haftalık alışverişi pazar günü yapıyor ve bu alışveriş sırasında en azından Arda'yı yanında götürüyor ki çocuk bir açık havada yürüsün, bir sokakta nefes alsın.
Bu hafta alışverişi de cumartesiden halledip, yarın evden dışarıya çıkmayacağım dedi Sinan. E cumartesi günü de babaannemler bizde olduğu için dışarı çıkamadık Arda ile ben. Yani garipten ziyade bunaltıcı diyebileceğimiz bir hafta sonu oldu Arda için.
Bütün gün iş güç derken çocukla çok fazla ilgilenemediğimizden akşam hep birlikte biraz kudurduk.
Koltuğun kırlentleri ile yastık savaşı yaptık ailece. Çocuklar çok eğlendi. Arda yastık darbesi ile yalpalayıp yere düşüyor ve tam kalkarken bir diğer yastık darbesiyle yine yere yuvarlanıyor ve bu arada gülmekten katılıyordu. Güzel bir aktivitenin sonunda ,kan ter içinde koltuğa oturdu ve ,
'' Anne bak saçlarım sırılsıklam ıslandı, köfte gibi oldum.''
Bunun üzerine ben katıldım gülmekten ve Sinan'a Arda'nın söylediğini duymadığı için anlatmaya başladım. ''Biz sucuk gibi olmuşsun diyoruz ya Arda da köfte gibi diyor'' diye.
Arda bunu duyunca ''Tamam ben de sucuk gibi diyeyim'' dedi.
'' Anne bak saçlarım sırılsıklam ıslandı, sucuk gibi oldum.''
Bazen çok güldürüyorlar beni. Çok eğlendiriyorlar, çok gurur duymama neden oluyorlar, çok, çok, çok hissetmemi sağlıyorlar bir çok şeyi. Ama bazen de çok sinirlenmeme neden oluyorlar. O kadar çaresiz hissediyorum ki kendimi ,böyle olunca da daha saldırgan olup, daha çığırtkan oluyorum.
Zaten Duru' nun benim için yazdığı akrostiş şiire bakınca bana karşı olan hisleri beni acıtacak kadar netleşiyor gözümün önünde.
Tüm aile için bir şeyler yazmış ama benim için yazdıkları oldukça manidar ve bir o kadar da gerçek.
Arda'dan İnciler
Cumartesi günü misafirlerim vardı. O yüzden de cuma akşamından başlayarak sürekli bir koşuşturma içindeydim.
Akşamdan salata için börülce haşladım , yeşillikleri yıkadım. Tatlı için Kemalpaşa tatlılarını şerbetledim. Enteresan bir tatlı yaptım. İçinde Kemalpaşa tatlısının topçukları olan pamuk prenses tatlısı. İki tatlıdan bir tatlı yaptım ama toplamda bir tatlılık şeker kullanarak kendi çapımda günah çıkardım.Tatlı yemeye ara vermiş ve mümkün olduğunca hamur işlerinden, ekmekten, pilavdan ,makarnadan uzaklaşmışken misafir gelmesi gerçekten çok kötü bir durum. Bütün gidişatı sekteye uğratıyor. Çünkü sadece misafirlerin yanında atıştırmakla kalmıyor, onlardan sonra kalanları birkaç gün daha tüketmeye devam ediyor insan.
Neyse işte ben böyle ikramdı, evdeki yayıntıları oraya buraya tıktı uğraşırken Arda ortalarda dolaşıyor ve şu repliği tekrar ediyordu.
''Off ben artık aşık olmaktan çok sıkıldım. Bir daha hiç aşık olmıycam , ben artık ateşli olucam ,aşık olmıycam .''
''Aşık olmak ne demek ?''diye sordum,cevap yok. ''Neden sıkıldın ? '' diye sordum ,cevap yok.
''Bunu nerden duydu?'', ''Ateşli olmak ne demek ?'' bunları da merak ettim ama sormadım. Nasıl olsa bunlara da cevap vermeyecekti.
Akşamdan salata için börülce haşladım , yeşillikleri yıkadım. Tatlı için Kemalpaşa tatlılarını şerbetledim. Enteresan bir tatlı yaptım. İçinde Kemalpaşa tatlısının topçukları olan pamuk prenses tatlısı. İki tatlıdan bir tatlı yaptım ama toplamda bir tatlılık şeker kullanarak kendi çapımda günah çıkardım.Tatlı yemeye ara vermiş ve mümkün olduğunca hamur işlerinden, ekmekten, pilavdan ,makarnadan uzaklaşmışken misafir gelmesi gerçekten çok kötü bir durum. Bütün gidişatı sekteye uğratıyor. Çünkü sadece misafirlerin yanında atıştırmakla kalmıyor, onlardan sonra kalanları birkaç gün daha tüketmeye devam ediyor insan.
Neyse işte ben böyle ikramdı, evdeki yayıntıları oraya buraya tıktı uğraşırken Arda ortalarda dolaşıyor ve şu repliği tekrar ediyordu.
''Off ben artık aşık olmaktan çok sıkıldım. Bir daha hiç aşık olmıycam , ben artık ateşli olucam ,aşık olmıycam .''
''Aşık olmak ne demek ?''diye sordum,cevap yok. ''Neden sıkıldın ? '' diye sordum ,cevap yok.
''Bunu nerden duydu?'', ''Ateşli olmak ne demek ?'' bunları da merak ettim ama sormadım. Nasıl olsa bunlara da cevap vermeyecekti.
29 Ocak 2018 Pazartesi
Arda'nın Kelimelerle İmtihanı
Arda'nın Babamın Adına Enteresan Bakışı
Geçen akşam Arda yerde arabaları ile oynarken bir anda sordu;
Arda : Anne benim bir dedemin adı Hamza , öbür dedemin adı neydi?
Ben : Neydi annecim ?
Arda : Neydi ?
(Eğer sorduğu soruya soruyla cevap verirsen , O da soruyla cevap verir ve bu diyalog sabaha kadar yada sen çatlayana kadar sürebilir )
Ben : Bülent , annecim .Diğer dedenin adı Bülent'ti.
Arda : Anladım. ''La Bülent'' .
Arda'nın bunu Alaluna kıvamında söylediğini hiç sanmıyorum. Ancak ''labirent'' ile karıştırmış olabileceğini tahmin ediyorum.
****
Eyalet mi ? Ben korkarım !!!
Duru televizyonda izlediği Amerika'da fırtına ,kasırga haberinin ardından sorulara başlamış.
(Kuzeni yani Beyza bu yıl eğitimine Amerika'da devam ediyor.)
Duru : Beyza ablamın orada da var mıdır?
Meltem : Beyza Abla'n Virgina Eyaleti'ndeymiş.
Arda : Ayyy, eyalet mi ? Ben eyaletten korkarım.
Arda burada da eyaleti ''hayalet'' zannetmiş olmalı.
Geçen akşam Arda yerde arabaları ile oynarken bir anda sordu;
Arda : Anne benim bir dedemin adı Hamza , öbür dedemin adı neydi?
Ben : Neydi annecim ?
Arda : Neydi ?
(Eğer sorduğu soruya soruyla cevap verirsen , O da soruyla cevap verir ve bu diyalog sabaha kadar yada sen çatlayana kadar sürebilir )
Ben : Bülent , annecim .Diğer dedenin adı Bülent'ti.
Arda : Anladım. ''La Bülent'' .
Arda'nın bunu Alaluna kıvamında söylediğini hiç sanmıyorum. Ancak ''labirent'' ile karıştırmış olabileceğini tahmin ediyorum.
****
Eyalet mi ? Ben korkarım !!!
Duru televizyonda izlediği Amerika'da fırtına ,kasırga haberinin ardından sorulara başlamış.
(Kuzeni yani Beyza bu yıl eğitimine Amerika'da devam ediyor.)
Duru : Beyza ablamın orada da var mıdır?
Meltem : Beyza Abla'n Virgina Eyaleti'ndeymiş.
Arda : Ayyy, eyalet mi ? Ben eyaletten korkarım.
Arda burada da eyaleti ''hayalet'' zannetmiş olmalı.
16 Ocak 2018 Salı
Arda da Artık Olaylara Müdahil
Bu ne biçim başlık !!!
Bence de ne biçim bir başlık. Ama aslında çok da anlamlı. Çünkü Arda olaylara Duru'nun verdiği tepkileri vermiyor. Yada belki ben ikisini çok fazla kıyaslıyor ve Arda'nın çooook geride olduğunu düşünüyorum. Aslında Arda' nın çok geride olduğunu düşünmek yerine ,Duru'nun çok önde olduğunu düşünmek herkesin mutluluğu için en faydalısı.
Biz Duru ile gece yatarken hep kitap okurduk. Bir, iki, üç derken ben çok yorulur ve ''aaa yeter artık , uyku vakti '' der susturmaya çalışırdım Duru'yu.
Aynı rutini Arda'da da uygulamaya çalışıyorum. Her gece yatarken kitap okuyorum ama Arda okuduğum kitapları Duru gibi ezberlemiyor ,uyku sersemi atladığım yerleri farkedip beni uyarmıyor,
bazı sayfaları okumadan geçtiğimde çok da umrunda olmuyor. Öyle ki çok uykum varsa ona kitap okumadan uyuyabiliyorum . Bunlar Arda nın kitap okumaya karşı çok isteksiz olduğunu düşündürüyordu bana.
Zinciri kırdık sanırım artık. Özelikle Duru'ya geçen yıl okul için aldığımız ve resimlerine saatlerce bakabileceğim o güzel kitapları Arda'da çok sevdi. Her akşam çeşit çeşit kitap okuyoruz.
''Hadi yatağımıza yatalım ,kitap okuyalım'' diyor mesela. Hala odasının ikimizin odası, yatağının ikimizin yatağı olduğunu düşünüyor olsa da o yatakta kitap okuyarak uyumayı alışkanlık edindi.
Bundan sonra ilk fırsatta o güzel kitapları burada kayıt altına alacağım.
Bir yenilik daha oldu hayatımızda. Arda ile ilk ciddi faaliyetimizi yaptık. Resim yapmaya da çok hevesli değil Arda. Boya kalemleri veya boyama kitapları zamanında Duru'yu etkilediği kadar etkilemiyor onu. 30.Aralık ta Duru ve Sinan Bilsem kursuna gittiği sırada biz Arda ile yalnızdık evde.
''Hadi seninle bir faaliyet yapalım '' dedim. Ablasının kalem kutusundan pritt bulmuş, oraya buraya sürmeye bir şeyler yapıştırmaya çalışıyor görünce aklıma geldi. Bir kağıda bir ev, bir güneş, bir ağaç ,iki bulut çizdim. Dergilerden uygun renkte sayfalar kopardım ,küçük küçük. Tutkal buldum.
Sonra o parçaları resme yapıştırması istedim. Çok da güzel yapıştırdı. Hatta büyük bir hata yaparak,
yaptığımız çalışmanın naturmord çalışması olduğunu söyledim ve hatta öğrettim.
Ablası ve babası gelince ''Hadi oğlum söyle biz bugün ne çalışması yaptık'' dedim.
''Maturmord'' dedi Arda.
Sinan natürmordun o olmadığını söyledi. Duru'da ,
-''Anne siz kolaj yapmışsınız'' dedi.
Böylece toplu halde beni yere serdiler.
Ama olsun, Arda'da elle tutulur, gözle görülür bir faaliyet yaptı, sonra eseri ile poz verdi.
Bu yazıya başlayıp buraya kadar yazdıktan sonra ara vermem gerekti ve taslak olarak kaydedip çıktım sonra tamamlarım diye.
Ama o kadar üşengecim ki yazma konusunda girip de tamamlamadım yazıyı bir türlü .Şimdi ise ne yazacaktım hatırlamıyorum. Heyhat!
Bence de ne biçim bir başlık. Ama aslında çok da anlamlı. Çünkü Arda olaylara Duru'nun verdiği tepkileri vermiyor. Yada belki ben ikisini çok fazla kıyaslıyor ve Arda'nın çooook geride olduğunu düşünüyorum. Aslında Arda' nın çok geride olduğunu düşünmek yerine ,Duru'nun çok önde olduğunu düşünmek herkesin mutluluğu için en faydalısı.
Biz Duru ile gece yatarken hep kitap okurduk. Bir, iki, üç derken ben çok yorulur ve ''aaa yeter artık , uyku vakti '' der susturmaya çalışırdım Duru'yu.
Aynı rutini Arda'da da uygulamaya çalışıyorum. Her gece yatarken kitap okuyorum ama Arda okuduğum kitapları Duru gibi ezberlemiyor ,uyku sersemi atladığım yerleri farkedip beni uyarmıyor,
bazı sayfaları okumadan geçtiğimde çok da umrunda olmuyor. Öyle ki çok uykum varsa ona kitap okumadan uyuyabiliyorum . Bunlar Arda nın kitap okumaya karşı çok isteksiz olduğunu düşündürüyordu bana.
Zinciri kırdık sanırım artık. Özelikle Duru'ya geçen yıl okul için aldığımız ve resimlerine saatlerce bakabileceğim o güzel kitapları Arda'da çok sevdi. Her akşam çeşit çeşit kitap okuyoruz.
''Hadi yatağımıza yatalım ,kitap okuyalım'' diyor mesela. Hala odasının ikimizin odası, yatağının ikimizin yatağı olduğunu düşünüyor olsa da o yatakta kitap okuyarak uyumayı alışkanlık edindi.
Bundan sonra ilk fırsatta o güzel kitapları burada kayıt altına alacağım.
Bir yenilik daha oldu hayatımızda. Arda ile ilk ciddi faaliyetimizi yaptık. Resim yapmaya da çok hevesli değil Arda. Boya kalemleri veya boyama kitapları zamanında Duru'yu etkilediği kadar etkilemiyor onu. 30.Aralık ta Duru ve Sinan Bilsem kursuna gittiği sırada biz Arda ile yalnızdık evde.
''Hadi seninle bir faaliyet yapalım '' dedim. Ablasının kalem kutusundan pritt bulmuş, oraya buraya sürmeye bir şeyler yapıştırmaya çalışıyor görünce aklıma geldi. Bir kağıda bir ev, bir güneş, bir ağaç ,iki bulut çizdim. Dergilerden uygun renkte sayfalar kopardım ,küçük küçük. Tutkal buldum.
Sonra o parçaları resme yapıştırması istedim. Çok da güzel yapıştırdı. Hatta büyük bir hata yaparak,
yaptığımız çalışmanın naturmord çalışması olduğunu söyledim ve hatta öğrettim.
Ablası ve babası gelince ''Hadi oğlum söyle biz bugün ne çalışması yaptık'' dedim.
''Maturmord'' dedi Arda.
Sinan natürmordun o olmadığını söyledi. Duru'da ,
-''Anne siz kolaj yapmışsınız'' dedi.
Böylece toplu halde beni yere serdiler.
Ama olsun, Arda'da elle tutulur, gözle görülür bir faaliyet yaptı, sonra eseri ile poz verdi.
Bu yazıya başlayıp buraya kadar yazdıktan sonra ara vermem gerekti ve taslak olarak kaydedip çıktım sonra tamamlarım diye.
Ama o kadar üşengecim ki yazma konusunda girip de tamamlamadım yazıyı bir türlü .Şimdi ise ne yazacaktım hatırlamıyorum. Heyhat!
3 Ocak 2018 Çarşamba
Yeni Yılın İlk Sabahı
Yeni yılın ilk günü biraz uyumak istedim. Biraz uyumak dediysem tabii öğlenlere kadar değil. Biraz.
Duru uyandı ve salona gitti. Onun sesini duydum. Arda uyandı yanımda kıpırdandı ama gözlerimi açmadım. Kalktı ve salona gitti ,ablasının yanına. Sonra da,
-''Keşke bir anneannem olsaydı.'' dedi.
Duru da,
-''E senin zaten bir anneannen var'' diye cevap verdi.
Bütün bunları duydum ama uyumaya yani en azından yatmaya devam ettim.
Çok şükür beni gülümsetenlerin varlığına...
Yeni yıl gecesinden bir aile fotoğrafımızla veda edelim bu yazıya da.
Duru uyandı ve salona gitti. Onun sesini duydum. Arda uyandı yanımda kıpırdandı ama gözlerimi açmadım. Kalktı ve salona gitti ,ablasının yanına. Sonra da,
-''Keşke bir anneannem olsaydı.'' dedi.
Duru da,
-''E senin zaten bir anneannen var'' diye cevap verdi.
Bütün bunları duydum ama uyumaya yani en azından yatmaya devam ettim.
Çok şükür beni gülümsetenlerin varlığına...
Yeni yıl gecesinden bir aile fotoğrafımızla veda edelim bu yazıya da.
29 Aralık 2017 Cuma
Arda Okumayı Öğreniyor
Arda hasta olduğu için ortalıkta yani mutfak masasının üzerinde çok sayıda ilaç duruyordu. Bunlardan biri hasta çocukların vazgeçilmez ilacı Peditus. Duru Peditus içmekten nefret ederdi ama Arda için çok sorun yaratmıyor sanırım tadı.
Masanın üstünde prospektüsü bulmuş ,okuyor!
''Anne bak burda ne yazıyor .'' dedi.
''Hasta olmak yok, iyileşmek var. Hemen ilacınızı içiniz. '' yazıyormuş .
Okumaya prospektüs ile başlaması hayra alamet olsun inşallah.
Masanın üstünde prospektüsü bulmuş ,okuyor!
''Anne bak burda ne yazıyor .'' dedi.
''Hasta olmak yok, iyileşmek var. Hemen ilacınızı içiniz. '' yazıyormuş .
Okumaya prospektüs ile başlaması hayra alamet olsun inşallah.
22 Kasım 2017 Çarşamba
Arda Neler Yumurtluyor ?
Arda her geçen gün daha bir 3 yaş sendromlu çocuk oluyor. Terrible two vardı bir de horrible four vardı. Bizimki ikisinden de birer 'kuple almış bizi çıldırtıyor. Her müdahalemizde '' yapıcam işte banane'' ,''vurucam işte banane'' , ''giymiycem işte banane'' ve bu tür cevaplar veriyor.
Arada komik şeyler de yapmıyor değil tabii.
***Geçen hafta ablasından öğrenmiş olmalı ki bana '' majesteleri'' demek istedi ama ''pajesteleri'' dedi.
Çok güldük buna. Sinan '' paçozlar kraliçesi demek istedi sana herhalde'' dedi hatta. Hakikaten öyle demiş gibi oldu ama .
***Akşamları Arda yı yatırıp, kitap okuyorum . Şu aralar favori kitabımız ''Dinazor Öyküleri'' .Bu kitabın içinde 5 ayrı öykü var ama biz genellikle 2 tanesini okuyoruz. Bazen arka arkaya ker ikisini de okumamı istiyor. Eğer okuyacak gücüm yoksa (ki bugünlerde pek olduğunu söyleyemem.Mevsimsel de olabilir, mevsimden bağımsız olarak ruhsal da olabilir yine pek bir çekilmez oldum kendime. Sadece uyumak istiyorum. Hiç bir şey yapmak istemiyorum hele işe gitmeyi hiç istemiyorum.) birinci kitabın sonunda ''bittiiii şimdi uyuyoruz'' diyorum.
Arda da genellikle '' bana bir masal anlatsana'' diyor. Şöyle uzuuuun bir genel bilgi verdikten sonra asıl anlatmak istediğim konuya gelebiliriz.
2 akşamdır bu aşamaya geldiğimiz de '' bana bir masal anlatsana ama ağzınla anlat'' diyor.
Bu beni çok güldürüyor. ''Başka neremle anlatabilirim ki oğlum?'' diyorum ama bunu anlamıyor tabii '' ağzınla anlat'' diye cevap veriyor. Ona ağzımla masal anlatıp, uyuyorum sanırım bu arada O da uyuyor.
Arada komik şeyler de yapmıyor değil tabii.
***Geçen hafta ablasından öğrenmiş olmalı ki bana '' majesteleri'' demek istedi ama ''pajesteleri'' dedi.
Çok güldük buna. Sinan '' paçozlar kraliçesi demek istedi sana herhalde'' dedi hatta. Hakikaten öyle demiş gibi oldu ama .
***Akşamları Arda yı yatırıp, kitap okuyorum . Şu aralar favori kitabımız ''Dinazor Öyküleri'' .Bu kitabın içinde 5 ayrı öykü var ama biz genellikle 2 tanesini okuyoruz. Bazen arka arkaya ker ikisini de okumamı istiyor. Eğer okuyacak gücüm yoksa (ki bugünlerde pek olduğunu söyleyemem.Mevsimsel de olabilir, mevsimden bağımsız olarak ruhsal da olabilir yine pek bir çekilmez oldum kendime. Sadece uyumak istiyorum. Hiç bir şey yapmak istemiyorum hele işe gitmeyi hiç istemiyorum.) birinci kitabın sonunda ''bittiiii şimdi uyuyoruz'' diyorum.
Arda da genellikle '' bana bir masal anlatsana'' diyor. Şöyle uzuuuun bir genel bilgi verdikten sonra asıl anlatmak istediğim konuya gelebiliriz.
2 akşamdır bu aşamaya geldiğimiz de '' bana bir masal anlatsana ama ağzınla anlat'' diyor.
Bu beni çok güldürüyor. ''Başka neremle anlatabilirim ki oğlum?'' diyorum ama bunu anlamıyor tabii '' ağzınla anlat'' diye cevap veriyor. Ona ağzımla masal anlatıp, uyuyorum sanırım bu arada O da uyuyor.
5 Eylül 2017 Salı
Arda Büyüyünce Baba Olacakmış
Arda büyüyünce baba olacağını söyledi geçen sabah durup dururken.
Çok şaşırdım ,daha önce duymamıştım hiç böyle bir şey söylediğini. Anneme söylemiş ama daha önce. Sabah uyanmış ancak henüz yataktan kalkmadan keyif yapıyorken ,bizim diyaloğumuz şöyle gelişti.
Arda: Anne ben büyüyünce baba olacağım.
Ben: Yaaa. Baba olunca ne yapacaksın ?
Arda: Arabaya bincem, öbür koltuğa oturcam.
Çocuk araba kullanmak istiyor resmen. Bu erkeklerde doğuştan gelen bir istek, doğuştan gelen bir yetenek kesinlikle. Biraz ayaklanıp, kendi başına oyuncaklarla oynamaya başlayınca neden daha hiç arabaları yokken ellerine aldıkları her nesneyi araba gibi sürüyorlar yerde ? İşte bu yüzden. Genlerinde var olan sürücü yetenekleri sayesinde. Biz de bu hareketlerini gördükten sonra araba almaya başladık Arda ya. Minicik bir arabayla uzuuun dakikalar oynayabiliyordu. Koltukların kenarında arabalarını dizip, sürüyordu. Hatta o koltukların kenarlarına kollarımızı dayadıysak, zorla çekip, boşaltıyordu koltuğun kenarlarını.
Şimdilerde biraz daha hoplamalı zıplamalı, dans etmeli oyunlar oynuyor. Arabalara daha doğrusu oyuncaklara ilgisi azaldı. Ama tabii bunda yaz tatilinde olan ablasının evde olması ve onunla kudurmanın arabalarla oynamaktan daha keyifli olması büyük rol oynuyor olmalı.
Çok şaşırdım ,daha önce duymamıştım hiç böyle bir şey söylediğini. Anneme söylemiş ama daha önce. Sabah uyanmış ancak henüz yataktan kalkmadan keyif yapıyorken ,bizim diyaloğumuz şöyle gelişti.
Arda: Anne ben büyüyünce baba olacağım.
Ben: Yaaa. Baba olunca ne yapacaksın ?
Arda: Arabaya bincem, öbür koltuğa oturcam.
Çocuk araba kullanmak istiyor resmen. Bu erkeklerde doğuştan gelen bir istek, doğuştan gelen bir yetenek kesinlikle. Biraz ayaklanıp, kendi başına oyuncaklarla oynamaya başlayınca neden daha hiç arabaları yokken ellerine aldıkları her nesneyi araba gibi sürüyorlar yerde ? İşte bu yüzden. Genlerinde var olan sürücü yetenekleri sayesinde. Biz de bu hareketlerini gördükten sonra araba almaya başladık Arda ya. Minicik bir arabayla uzuuun dakikalar oynayabiliyordu. Koltukların kenarında arabalarını dizip, sürüyordu. Hatta o koltukların kenarlarına kollarımızı dayadıysak, zorla çekip, boşaltıyordu koltuğun kenarlarını.
Şimdilerde biraz daha hoplamalı zıplamalı, dans etmeli oyunlar oynuyor. Arabalara daha doğrusu oyuncaklara ilgisi azaldı. Ama tabii bunda yaz tatilinde olan ablasının evde olması ve onunla kudurmanın arabalarla oynamaktan daha keyifli olması büyük rol oynuyor olmalı.
24 Ağustos 2017 Perşembe
Arda Neler Yapıyor ?
Arda hakkında pek bir şey yazmıyorum. Bunda Bahar Hn ile her pazartesi yaptığım haftalık haberleşme maillerimi artık yazmıyor oluşum çok büyük rol oynuyor. O mailleri yazınca bir önceki hafta hakkında da özet çıkarmış ve taslak hazırlamış oluyordum.
Genel olarak baktığımızda Arda şu an çok çok ama çok inatçı bir kişiliğe sahip. Bu durum şu çocukların yaş yaş değişen sendromlarına bağlıdır sanıyorum ve geçecektir. Ama yine de elimin ,kolumun bu kadar bağlı olması hoşuma gitmiyor. Diyaloglarımız hep şu şekilde gelişiyor.
Ş: Arda hadi bici yapalım annecim, temiz çocuk ol.
A: Hayır! Ben pis çocuk olmak istiyorum. (Ağlaya ağlaya girdiği banyoda bir güzel eğlendikten sonra, çıktığında sanki eğlenen o değilmiş gibi ) Ama ben pis çocuk olmak istiyorum.
***
Ş: Arda hadi yemek yiyelim de karnımızı doyuralım.
A: Hayır! Ben aç kalmak istiyorum.
***
Ş: Arda !! Neden fırlattın o oyuncağı? Ya televizyona gelseydi .Bu yaptığın çok tehlikeli annecim. Neden yaptın?
A: Çünkü yapmak istedim.
Sürekli bir ''çünkü yapmak istedim'' , ''ağlamak istiyovum ama'' , '' fırlatmak istiyovum ama'' gibi amalı , çünkülü biz itiraz cümlesi eşlik ediyor Arda ya. Sırf muhalefet şu aralar.
''R'' leri söyleyemiyor. Aslında her zaman değil, yada her kelimede değil ama genel olarak R harflerini yuvarladığını veya V olarak söylediğini farkediyorum. Bu şu an için çok hoşuma gidiyor.
Daha önce de yazmıştım Duru ile ilgili yazılarımda. Duru nun bazı kelimeli yanlış söylediğini ama benim bunlardan çok hoşlandığım için düzeltmediğimi.
Mesela bunların bir tanesi ''mavi'' yerine ''vavi '' demesiydi. İyi ki düzeltmeye çalışmamışım .Şimdi kendisi düzeltti.
Düzeltmediği ve benim gülümsememe neden olan tek bir şey kaldı .''Fışratmak'' . Bu kelime ,sıçratmak ile fışkırtmak karışımı bir kelime . Cümle içinde kullanırsak; '' Bana su fışrattı'' diyor mesela. Çok hoşuma gidiyor.
Hep böyle not edeyim diyorum. Söyledikleri an beni gülümseten, şaşırtan kelimelerini ,cümlelerini ve her seferinde unutuyorum. Oysa küçücük bir kağıda bile not edip, bir kenara koysam sonra toparlar not ederim. Tembellik işte...
Son günlerde Arda nın da Duru nun da böyle bombaları çok . Biraz hafızamı zorlarsam , biraz da annemden ,Sinan dan ve Meltem den yardım alırsam yakın zamanda yeni bir yazıyı sırf bunlara ayıracağım.
Yakında görüşmek üzere...
21 Aralık 2016 Çarşamba
Dans dans dans
Duru şarkıyı ,dansı çok sever, küçükken de hep böyleydi. Bizim yatak odasına gider, babasına müziği açtırır ve bizim yatağın üzerinde zıplardı. (zaten bazanın alt tahtasının kırılmasında bu eylemin büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.)
Hala böyle dans eder durur ama artık yatak odasında cep telefonundan değil, salonda televizyondan youtube u açarak izleyip dans etmeyi tercih ediyor. Taktığı müzikler de zaman içinde değişikliğe uğruyor tabii. Katty Perry -Roar , Athena -Arsız Gönül vs vs.
Arda ablasından eksik kalmadı bu konuda. Ne de O da ''şakı şakı açalımm'' diye dolaşıyor ortada.
İlk zamanlar şakı dediği şey, Taylor Swift -shake it on du. Taylor Swift e aşık olduğunu düşünüyoruz çünkü izlerken kendinden geçiyor. (laf aramızda ben de olsam ben de aşık olurdum)
Şimdi şimdi latin müziklerine geçiş yaptık. Arda artık ''Bara bara açalımm '' diye ağlıyor.
Bunu ''cecere cece'' , ''lala lalala'' , ''vaka vaka'' vs gibi hareketli kıpır kıpır şarkılar devam ediyor.
Akşamları ya bunları dinleyip, dans edip koşan çocuklarımız dinliyoruz yada çocuk kanallarından birinden ''Rafadan Tayfa'' '' Kağıt Adam'' vs izliyoruz.
Çok şükür bu günümüze. Televizyon kanallarında büyüklere hitap eden her türlü program gerilim ve vahşet içeriyor. Her birinde silah ,ağlayan veya bağıran insanlar var. Biz şimdilik kendi dünyamızda sakin sakin takılıyoruz. Allah sonumuzu hayretsin ve çocuklarımız hep böyle dans edip, gülsün.
Hala böyle dans eder durur ama artık yatak odasında cep telefonundan değil, salonda televizyondan youtube u açarak izleyip dans etmeyi tercih ediyor. Taktığı müzikler de zaman içinde değişikliğe uğruyor tabii. Katty Perry -Roar , Athena -Arsız Gönül vs vs.
Arda ablasından eksik kalmadı bu konuda. Ne de O da ''şakı şakı açalımm'' diye dolaşıyor ortada.
İlk zamanlar şakı dediği şey, Taylor Swift -shake it on du. Taylor Swift e aşık olduğunu düşünüyoruz çünkü izlerken kendinden geçiyor. (laf aramızda ben de olsam ben de aşık olurdum)
Şimdi şimdi latin müziklerine geçiş yaptık. Arda artık ''Bara bara açalımm '' diye ağlıyor.
Bunu ''cecere cece'' , ''lala lalala'' , ''vaka vaka'' vs gibi hareketli kıpır kıpır şarkılar devam ediyor.
Akşamları ya bunları dinleyip, dans edip koşan çocuklarımız dinliyoruz yada çocuk kanallarından birinden ''Rafadan Tayfa'' '' Kağıt Adam'' vs izliyoruz.
Çok şükür bu günümüze. Televizyon kanallarında büyüklere hitap eden her türlü program gerilim ve vahşet içeriyor. Her birinde silah ,ağlayan veya bağıran insanlar var. Biz şimdilik kendi dünyamızda sakin sakin takılıyoruz. Allah sonumuzu hayretsin ve çocuklarımız hep böyle dans edip, gülsün.
Tembel Anne
Ben tembel bir anneyim. Gerçekten tembelim çünkü Arda doğalı tam 2 yıl oldu ve ben hala ona hamileyken tutmaya başlayacağım günlüğe tek bir günün özetini yazabildim.
Duru ya hamile olduğumu öğrendiğimde ve herkese haberini verdiğimde bana bir günlük hediye etmişlerdi. Onu da çok düzenli doldurmamıştım belki ama yine de daha fazla şeyi daha önce yazmıştım Arda nın kinden. Arda ya hamile olduğumu öğrenip, haber verdiğimde yine aynı günlükten hediye etti Serap. Arda ile ilgili çok fazla hamilelik bilgisini not ettim daha sonra günlüğüne yazmak üzere.(doktor kontrollerinde bildirilen kg,boy bilgileri vs vs) Ama hala not defterimde not olarak duruyor onlar.
Buradan itiraf ediyorum. Aklıma geldikçe Arda ile ilgili tüm detayları gerek geriye dönük tarih girerek gerek bir anı formatında buraya yazacağım.
Yine burada itiraf ediyorum ki Duru ile ilgili bir çok bilgiyi de maillerimden kesip, yapıştırmak sureti ile geriye dönük tarihler girerek buraya yazmıştım. Duru ile ilgili bilgilerin yer aldığı çok sayıda mailim vardı o zamanlar. Çünkü Duru 3,5 aylıkken çalışmaya başlamıştım ve hemen hemen her pazartesi Bahar Hn ile bir önceki hafta sonunu nasıl geçirdiğimiz konulu mailler yazmıştık birbirimize.
Arda 2 yaşına gelinceye kadar çalışmadığım için böyle düzenli bir mailleşme yaşamadım hiç kimseyle. Evde olmanın verdiği bir rehavet çöküyor insanın üstüne ayrıca. Evdesin ve çocuğun çok şükür 7/24 gözünün önünde. Hiçbir detayı unutmayacakmışsın, sonra da olsa hatırlar yazarmışsın gibi geliyor. Ama ne mümkün. Öyle bir hafıza bende yok. Olaylar sıcağı sıcağınayken evet ama sonra yavaş yavaş silikleşiyor zihnimde. İşte bu durumda da annemden faydalanmayı planlıyorum.
Tarih tarih olmasa da dönem dönem oluşturacağım Arda cığımın anılarını.
Hem zaten yeni yeni bir anlam kazandı her şey Arda için. Arda nın konuştukları arttıkça ,anlattıkları ve yaptıkları artışa geçti. Böylece anılarımız da arttı, cümleye dökülebilecek.
Duru ya hamile olduğumu öğrendiğimde ve herkese haberini verdiğimde bana bir günlük hediye etmişlerdi. Onu da çok düzenli doldurmamıştım belki ama yine de daha fazla şeyi daha önce yazmıştım Arda nın kinden. Arda ya hamile olduğumu öğrenip, haber verdiğimde yine aynı günlükten hediye etti Serap. Arda ile ilgili çok fazla hamilelik bilgisini not ettim daha sonra günlüğüne yazmak üzere.(doktor kontrollerinde bildirilen kg,boy bilgileri vs vs) Ama hala not defterimde not olarak duruyor onlar.
Buradan itiraf ediyorum. Aklıma geldikçe Arda ile ilgili tüm detayları gerek geriye dönük tarih girerek gerek bir anı formatında buraya yazacağım.
Yine burada itiraf ediyorum ki Duru ile ilgili bir çok bilgiyi de maillerimden kesip, yapıştırmak sureti ile geriye dönük tarihler girerek buraya yazmıştım. Duru ile ilgili bilgilerin yer aldığı çok sayıda mailim vardı o zamanlar. Çünkü Duru 3,5 aylıkken çalışmaya başlamıştım ve hemen hemen her pazartesi Bahar Hn ile bir önceki hafta sonunu nasıl geçirdiğimiz konulu mailler yazmıştık birbirimize.
Arda 2 yaşına gelinceye kadar çalışmadığım için böyle düzenli bir mailleşme yaşamadım hiç kimseyle. Evde olmanın verdiği bir rehavet çöküyor insanın üstüne ayrıca. Evdesin ve çocuğun çok şükür 7/24 gözünün önünde. Hiçbir detayı unutmayacakmışsın, sonra da olsa hatırlar yazarmışsın gibi geliyor. Ama ne mümkün. Öyle bir hafıza bende yok. Olaylar sıcağı sıcağınayken evet ama sonra yavaş yavaş silikleşiyor zihnimde. İşte bu durumda da annemden faydalanmayı planlıyorum.
Tarih tarih olmasa da dönem dönem oluşturacağım Arda cığımın anılarını.
Hem zaten yeni yeni bir anlam kazandı her şey Arda için. Arda nın konuştukları arttıkça ,anlattıkları ve yaptıkları artışa geçti. Böylece anılarımız da arttı, cümleye dökülebilecek.
Arda nın emziğe vedası
Herkes bir şekilde oyalanırken ,Arda elinde emziğinin ucu ile geldi yanıma. Isırarak koparmış emziğin ucunu. Bunu da almış oyuncak arabasının kapısından içeri sokuyor. Herhalde 2 yaşını doldurması ile birlikte doğal yoldan kurtulduk emzikten diye düşündüm sevinçle. Böyle bir kanıya varmak için çok aceleci davranmışım. Zira cuma gecesi bir kabus gibi geçti. Uykusunda ağlamalar, gözleri kapalı kendini sağa sola vurmalar, arada yorgun düşüp uyumalar derken sabahı zor ettik.
Cumartesi sabah kahvaltıdan sonra gittik, yünümüzü aldık sonra eczane eczane dolaştık.
Çünkü bizim çok seçici çocuğumuz evdeki stok emzikleri sevmedi ,sevemedi. Oysa evdekiler de aynı marka ve hatta aynı şekildeler ama kiminin ayı büyük (çocuk iki yaşında olunca hala 0-6 aylık emzik kullanmaz sanıyorsunuz ama çoook yanılıyorsunuz benim gibi) kiminin ucu farklı değil sadece dış yüzeyi biraz daha kavisli .
Onca eczane arasından sadece ikisinde Avent marka emzik buldum ,onların da sadece birinde aynı model var. Gel gör ki aynı renk değiller kopanla. Ama yine de aldım, rengin ne önemi var canım ,aaaaa diyerek.
Ama benim takıntılı hem de çok takıntılı çocuğum bu emzikleri de almadı. Emzikleri diyorum çünkü bunlar 2li paket halinde satılıyor. Böylece evimizde sıfır kilometre emzik sayısı 4 ten 6 ya çıktı.
Duru ya sadece tek bir tip emzik seçiyor, takıntılı derken, bir de renk seçenine denk geldik. Ailemizdeki takıntılı sayısı ve takıntıların dozu giderek artıyor ancak sabır da o ölçüde azalıyor. Hayırlısı.
Sonuç emzik candır, emzik susturucudur ve hazır olunca ,kendi isteği ile bırakılmalıdır. Yoksa böyle çok cumalar, cumartesiler, pazarlar böyle eğlenceli geçer.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













