27 Haziran 2014 Cuma

Bağırmamdan zevk alıyorlar

Öğle tatilinde annemle telefonda konuşmaya çalışırken Duru çığlık çığlığa bağırır.
Ben: Duru neden bağırıyorsun kızım?
Duru: Bebeklerim uyanmıyor da ondan bağırıyorum.
Ben: Ama bebeklere bağırılır mı? Korkarlar. Tatlı tatlı uyandır.
Duru: Yok onlar korkmuyor ,zevk alıyorlar benim bağırmamdan.
***Duru sen bizim bağırmamızdan zevk mi alıyorsun sorularımızın bir geri dönüşü sanırım.

24 Şubat 2014 Pazartesi

Baba benim kardeşim olacak

Duru: Baba biliyor musun benim yakında kardeşim olacak.
Sinan: Yaa ne zaman?
Duru: Bir iki ay sonra annem hastaneye gidip karnını kestirince..!!!
Duru: (koridordan geri döner) Anne karnın kesilince sen ağlayacak mısın?
Ben: Hayır ,ağlamayacağım. Canım acımayacak ki?
Duru: Ben de gelebilir miyim seninle hastaneye?
Ben: Tabii. Birlikte gideriz.

İşe gitmemelisin anne!

Duru: Anne sen kardeşim olduğu zaman evde olmalısın.
Ben: Neden?
Duru: Ee işe gidersen kardeşime kim bakacak?
Ben: Duru cuğum sen bebekken de ben bir süre işe gitmemiştim. Sonra sen biraz 
büyüyünce ben işe gittim sana anneannen baktı. Şimdi yine öyle yaparız. Kardeşin
biraz büyüyünceye kadar birlikte ona bakarız. Sonra ben işe sen okula gidersin,
akşamda evde buluşuruz.

23 Şubat 2014 Pazar

Evlilik

Duru:Babaaa ben ne  zaman evleneceğim?
Sinan: 30 yıl sonra kızım.
Duru:Hıı tamam.
(uyuklamaya devam eder)
 

12 Aralık 2013 Perşembe

Tembellik

 Neredeyse 2 ay olacak yazmayalı.
 Hani derler ya ,uzun zamandır konuşmadıkları biri aradığında ''ay vallahi aklımdaydın, ben de seni arayacaktım ''diye . Benim durumum da tam böyle.
''E artık bugün yaz bari. Bu kadar ara verilir mi hiç?'' diyorum kendi kendime. Sonra yine bir tembellik esir alıyor beni, sabah olsun, akşam olsun, şu iş bitsin ,dur şunu da halledeyim. Geçen gün Sinan bile sordu. ''Sen bloğuna yazmıyorsun galiba bir süredir'' diye. Evet dedim. Güldü. Sanırım benden beklediği tepkileri sergiliyorum .Oysa sırf bu gülüşün üzerine bile yazmam gerekirdi.

Neyse kasım ayını şöyle genel hatları ile bir toparlayayım diyorum. Bu kadar aradan sonra bir kısa özet geçmek lazım.
Kasım ayı geçmişte benim için oldukça önemli günlerin yaşandığı bir ay.
10.Kasım çok sevgili Atam' ın ölüm yıldönümü . Her 10 Kasım da kendimden geçerim ağlamaktan. O siren seslerinin ardından İstiklal Marşı nı okurken için için ağlarım . Etrafta aynı hisleri hissedip, burnunu çeken ,gözyaşlarını çaktırmadan silen insanları görünce de çok sevinirim. ''Ne büyük bir insan var ki hayatımızda hiç göremeden hiç dokunamadan bu kadar seviyoruz. Kime nasip olur bu kadar sevilmek?'' diye düşünürüm. Tabii aynı zamanda bu kadar düşmana sahip olmak da demeliyim.
Artık bu inkar edilemez bir durum. Adından bile rahatsızlık duyan zavallılar var etrafta.
Bu çok özel ve ulusal önemdeki gün dışında benim için bireysel olarak önem taşıyan günler de barındırıyor bu ay.
10.Kasım 2007 de istemeye gelmişlerdi beni.Çooook yağmurlu bir gündü.
24.Kasım 2007 de nişanlanmıştık.
24.Kasım benim Selma teyzemin doğumgünü
25.Kasım Sinan ın ablasının doğumgünü
25.Kasım aynı zamanda benim canım arkadaşım Özlem in doğumgünü
30.Kasım benim bir diğer canım arkadaşım Suzan ın doğumgünü (bu yıl hafta sonuna denk geldiği için ve o gün eve misafir geleceğinden ben koştur koştur iş yaptığım için aramayı unuttum ama utancım bana yeter de artar bile. Hala utanıyorum bu arada )

Bu ay içinde bir de kızımın arkadaşlarından birinin doğumgünüydü.Derin doğdu 2009 un bu ayında. Ece ile Çınar ın minik kızları. Gerçi minik kız değil artık bu kızlar.4.doğumgünü kutladık Derin in.

Şimdi Kasım ayı genel özetini bitiriyorum. Kasım ayına özel olayları da toparlayııııp,tekrar buralara geliyorum.

23 Ekim 2013 Çarşamba

Kitaplar ve Çocuklar

 Dünkü yazımda bahsetmiştim.Gece uykusuna hazırlık ritüellerimiz arasında uyumadan önce hangi kitapları okuyacağımızı seçmemiz de var.Önce o gece kaç kitap okuyacağımız ile ilgili pazarlık yapıp,sonra bu sayıya göre seçilen kitapları okuyoruz.
 Öyle edebi değerler taşıyan eserler okumuyoruz ama bizim de seçici olduğumuz bazı noktalar var.Ben evde bulundurduğum kitapları çocuk klasikleri arasından seçmemeye gayret ediyorum.O klasikler arasında öyle hayret verici tanımlamalar ve konu işleyişi var ki bazen nasıl toparlayacağımı bilemiyorum.Zaten toparlayayım derken her seferinde başka cümleler kuruyorum ki bu Duru nun gözünden kaçmıyor ve küçük çaplı bir tartışma başlıyor.
''Hayır öyle değil annem.''
''Evet haklısın kızım,öyle değil ama böyle de olmamalı bir çocuk kitabı ''diyemiyorum.
Bu gibi bir durumla karşılaşmamak için de o kitapları dolapların derinliklerine kaldırıyorum.
''Parmak Kız'' kitabı mesela ....
Bir çocuğun algısı ile küçücük bir kız olan bu zavallıcık,kimle karşılaşsa evlenmeye zorlanıyor,
nerelere kaçacağını bilemiyor.Etrafında sürekli benim olacaksın diye dolaşan karakterler var.
İnanılır gibi değil gerçekten.
 Gelelim biz neler okuyoruza.
 Biz mini mini kitaplar okuyoruz.Ama gerçekten her gün 3 tanesini en az birer kez okuduğumuz bu kitaplarda beni rahatsız eden herhangi bir cümle olmadı henüz.Algılayamamış olma ihtimalime karşı henüz diyorum.Belki zamanla algılarım açılır ve bir olumsuzluk sezerim.Bunu zaman gösterecek.

Timaş Çocuk Yayınları ndan çıkan ''Mini Masallar'' serisinin bazı kitapları var elimizde.


-Çekmece Çekçek ...Derli Toplu Olmak
-Pembe Kulak ...Söz Dinlemek
-Acı Biber Çatçat ...Tatlı Dilli Olmak
-Tonton ve Arkadaşları ...Grup Bilinci
-Vak Vak Vaki ...Kararlılık
-Panda Pandi ...Merak (Sanki kardeş sevgisine de ucundan değiniyor)

Yine Timaş ÇocukYayınları ndan çıkan ''Mini Mini Fabllar'' serisinin bazı kitapları var bir de.



-Küçük Tıptıp ...Fedakarlık
-Vız Vız Arı ...Azimli Olmak
-Kırmızı Balık Lili ...Empati
-Sarı Vosvos Dütdüt ...Tutumluluk
-Silgi Sil Sil ...Düşünmeden Hareket Etmek
-İncir Ağacı İnci Hanım ...Yaşama Sevinci
-Uzun Kulak Tavşan ...Sorumluluk
-Benekli Havhav ...Doğru Sözlü Olmak
-Çilli Horoz ...Pişman Olmak

Bir diğer serimiz Akvaryum Yayınevi nden çıkan ''Küçük Evden Masallar'' serisi




-Hop Hop Tavşan ın Süpürgesi
-Ağaç Kurdu
-Mavi Yengeç
-Gakgak ın Uykusu Kaçınca
-Acemi Doktor
-Küçük Kangru ve Gölgesi

Bu kitaplar dışında bayılana kadar okuduğumuz bir Pocoyo serimiz var.
Bu seri Pocoyo adlı TV programından alıntı yapılarak hazırlanmış bir Yumurcak Dünyası serisi.
Pocoyo ya hayran olduğumuz ve çılgınca takip ettiğimiz dönemde okuduğumuz ve sonunda fenalık geçirdiğimiz bu seri şimdilik kitaplıkta durmasına rağmen çok şükür pek rağbet görmüyor şu ara.
 

Bir de sanıyorum yine TV programından alıntı yapılarak hazırlanan bir ''Kahverengi Ayıcık'' serimiz var.
Yumurcak Yayınları nın bir serisi ve biz sadece aldığımız günlerde bizi oldukça zorlayan konuları işleyen 4 tanesini aldık bu serinin.Serinin diğer kitaplarını da kitabın arka kapağından görebilirsiniz.Konuların başarılı işlendiğini düşünüyorum.Biz özellikle ''Doktorda'' konulu olanı hala ihtiyaç duydukça anıyoruz.
''Kahverengi Ayıcık nasıl duruyordu doktorda???''  gibi mesela.




Son günlerin favori kitabı ise Tübitak Yayınları nın ''Sinirlerine Hakim Ol'' kitabı.
Kitapla ilgili çok büyük bir hata var bence.Özellikle kitabı sizi dinlerken resimlerini dikkatle inceleyen bir çocuğa okuyorsanız,sizi oldukça zora sokan ve ''Tübitak Yayınları nın kitabı da böyle olursa ...'' dedirten bir hata.



Kitabın bir sayfasında bir çocuk ismi verilerek bir sorundan bahsediliyor,hemen yanındaki sayfada ise sorunun nasıl çözümlendiği anlatılıyor.Ama her iki sayfada ortak olan tek bir çocuk resmi yok.
Sonra sorular başlıyor.
-''Bu çocuğu kim ısırmış?''
-''Bu çocuk''
-''Bu niye suyun altında?''
-''Bunun topunu alıp kaçtığı için,bu batırmış'' (bu arada top başka bir çocuğun elinde)
-''Hııııı'' (hiç inanmadı çünkü sarışın,esmer,kumral birbirinden farklı bolca çocuk resmi ama olay örgüsünden bağımsız hepsi de)

Daha önce de Duru ya Tübitak Yayınları nın ''Her Zaman Her İstediğin Olmaz'' isimli bir kitabını okumuş ve onda da içerik olarak olumsuzluklar görmüştüm.
Biz bu kitabı Duru nun ''İstemiyorum işte!'' yada ''Şimdi istiyorum işte!'' tepkilerine bir çare olur mu diye almıştık.Ama kitabın konusu kardeşi olunca annesinin onu sevmediğini düşünüp,evi terkeden bir ayıcığın hikayesi çıktı.
Ayıcığın annesine haber vermeden alıp başını gitmesini nasıl açıklayacağımı bilmediğim için ve kitabın adıyla konusunun çooook dolaylı bir alakası olduğunu düşündüğüm için kaldırdım derinlere bir yerlere.

Yeni kitap maceraları ile yine görüşmek dileğiyle ...





22 Ekim 2013 Salı

Tatil Dönüşü

Uzuuun zamandır beklenen mucizevi 9 günlük tatilin ardından kendine gelemeyenlerden biri de benim pek tabiki . Hoş ben yaz tatilinden sonra kendime gelebildiğimi de söyleyemeyeceğim hala...
Tatil sonrasında herşey saçma ve gereksiz geliyor benim gözüme.

9 günlük bu süreçte ben korkunç bir tatil de yaşadım, sakin bir tatil de yaşadım.
Yoruldum da dinlendim de
Yani oldukça eserli bir ruh halim vardı ve dolayısıyla daldan dala kondum durdum...

Duru genel olarak huy değiştirdiği için beni çok zorluyor.
Her şeye ama aklınıza gelecek herşeye ''ben '' diyor.
'Ben yapacağım' ,'Ben söyleyeceğim', 'Ben açacağım' , ben,ben,ben....

Misal süt içip,yatacak (bekle hazırlayıp getireyim di mi?)
-Dolaptan bardak alınacak-ben
-Buzdolabından süt alınacak-ben
-Mikrodalgaya konulacak-ben
(Tabii bu arada elinde süt dolu bardakla fırının kapağını açmaya çalışırken ,süt çalkalanıyor,birazı dökülüyor.)
''Önemli değil annem,sileriz'' diyor.Deliriyorum ben bu arada...
Bitmediii,
-Süte koyacağı nesquik dolaptan alınacak-ben
-Kapağı açılacak-ben
-Bardağa dökülecek,kaldırılacak vs vs -ben
-Dolaptan pipet alınacak-ben
Ohhh nihayet bitti, içecek artık sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz
-İçi süt dolu,pipetli bardak salona taşınacak-ben
Kazara bunlardan birini yapmaya kalkışırsanız kavga ,kıyamet,gözyaşı veee cinnet geçiren bir anne ile iki kat daha yoğun etkili çığlık ....
Bir gece daha böyle sona eremiyor,sadece sona ermeye hazırlanıyor.
Daha bunun,dişini fırçalama,gece okunacak kitapları seçme,kaç kitap okunacağı hakkında pazarlık yapma,ışığı kapatıp,gece lambasını açma vs vs gibi artçıları var.
Ve tüm bunlar ben de bir cinnet ,cinayet hali yaratıyor doğal olarak.




4 yaş sendromu olma olasılığı yüksek olmakla beraber,hastalığının sürmesinin de etkisi var.
Bayramdan önceki hafta sonu öksürüyor diye doktora götürmüş,ayrıca 1 hafta kadar önce antibiyotik kullandığımızı ,kulağındaki sorunun iyileşip,iyİleşmediğini de kontrol etmesini istemiştik.
''Aman gözünüz aydın,kulağında sorun yok.öksürük için bu şurubu kullanın,sorununuz geçmezse pzt. yarım gün çalışıyorum,tekrar gelin görüşelim'' dedi doktor.
Bizimki pazar günü yıktı ortalığı kulağım ağrıyor diye.
Pzt tekrar gittik doktora.
''Aaa orta kulak iltihabınız tekrar etmiş.7 iğne'' dedi doktor.
İğne yerine şurup aldık biz,çünkü doktora güvenemedik,
Bir gün önce geçmiş deyip,ertesi gün 7 iğne verince inandırıcı gelmedi.
Bayramın 3 . günü Balıkesir e gittik.
Sinan ın abisi muayene etti ve ''ya çocuklar bu çocuğun kulağında galiba böcek var ''dedi.
Hastaneye gittiler,oradaki aletler daha gelişmiştir diye.Hakikaten böcek varmış.
Ben bilmezdim ama ''kulağa kaçan'' diye tanınan bir böcek varmış.Çoğu kimse bilirmiş bunu.Hani şu marulların içinde sıkça görülen böcek buymuş.
Evden kbb uzmanını çağırdılar,bayram günü adamcağız İzmir den gelen insanlar yüzünden kalkıp,hastaneye gelmiş ve böceği çıkardı.
''Şimdilik bu şişe antibiyotik bitene kadar kullanın,ama sonra mutlaka bir uzmana gidin ve
kulak zarındaki iltihabı dışarı çıkarsın,çünkü bunun antibiyotik ile geçeceğini sanmıyorum ''dedi.
İlaç koleksiyonumuza birkaç ilaç daha ekledik böylece...


Bunlar da gerdi beni tabii ama bir de regl öncesi durumlar...
Tam cinnet geçirmeliktim ve hatta cinayet işleyen kadınların bu durumu hafifletici neden sayılmalı
diye de karar verdim.
Hepimizin ortak fikri budur diye düşünüyorum.Yanılıyor muyum?