5 Eylül 2018 Çarşamba

Tatlı okul telaşı

 Okulların açılmasına az kalan günleri yada açıldığı ilk günleri her zaman çok sevmişimdir.
 Kitaplar alınır, kitaplar kaplanır . Etiketler yazılır, yapıştırılır. Yoksa yeni çanta, kalem kutusu, kırtasiye malzemeleri derken evet masraflar çok artar ama hayatımız güzel ,tatlı bir telaşla doluverir.
 Dün Duru'nun okul kitapları geldi. İki yıldır gelen kitapları o kadar beğeniyor ve kaplayıp, okula götürene kadar okuyabildiğim kadarını hızla okumaya çalışıyorum ki . Bu anlatılamaz mutluluğu bu yıl da yaşadım.
 Kitapların içinde bildiğim yada yazarını tanıdığım kitaplar elbette oluyor ama bir de hiç bilmediğim ,okulun bu kitabı listeye almasından ve benim de tanımama, bilmeme vesile olmasından çok mutlu olduğum kitaplar oluyor her yıl.
 Bu yıl farklı çocuk kitapları serilerinden birer ,ikişer eklemişler listelerine.


 Bunlardan biri Tudem'in Filozof Çocuk serisinden .
 '' Hayal Gücü Ne İşe Yarar ?''  18 kitaplık serinin bir parçası.  Şu 3 soruya yanıt arıyor..
*Hayal gücü işe yarar mı?
*Düşünmek önemli midir?
*Fikirlerin sana mı ait?
Bu sorulara cevaplar veriyor ve her bir cevabı ''Evet , ama...'' diye minik sorularla irdeliyor .
Düşünmeye teşvik eden ,bir çok cümlesinin altını çizmek istediğim, hayata dair sorularımı destekleyen mükemmel bir kitap.

 

  Serinin diğer kitaplarında da aynı tadı alabileceğimi düşündüm.




 Diğer kitap da yazarını meşhur ''Küçük Kara Balık'' kitabıyla tanıdığımız Samed Behrengi'nin bir kitabı.
''Bir Şeftali Bin Şeftali''
Yazar bu kitabında da yaşanan haksızlıklara ,rejimin yanlışlıklarına bir şeftalinin ağzından vurgu yapıyor, her zaman aydınlığa giden bir yol olduğunu anlatmaya çalışıyor.
Anlatılanı net olarak anlatmasa da çocukların zihnine umuda ve geleceğin aydınlık olacağına dair küçük tohumlar atan çok ama çok anlamlı bir kitap.
 Yazarının hep aynı tarzda yazdığını , şah yönetimini sürekli eleştirdiğini ve 28 yaşındayken güya nehirde yüzerken boğulduğunu bilince kitapta yazılanlar çok daha anlamlı oluyor.




 Sırada koliden çıkan ve benim gözümün kaldığı diğer kitaplar var. Bakalım kitapları okula göndermeden bitirebilecek miyim onları da ? Olmazsa da okuldan geri geldiğinde okurum artık.





3 Eylül 2018 Pazartesi

Uygulayamayacağım bir karar ve Bodrum tatili

 Blogda yazmayı hep çok istiyorum ama pek başarılı olamıyorum. Çocuklar büyüyor ve olan biteni not alıp, küçük bir arşiv oluşturmak onlar için yapılabilecek en ince davranış gibi geliyor bana. Buna rağmen istikrarsızlık  kaçınılmaz benim için.
 Şimdi yine Eylül ayında her güne bir yazı projesine katılma kararı aldım. Japon Kedi 'nin başlattığı bir blog projesi bu. Bense İyi geceler Küçük Joe ve Kahve İçer miyiz den gördüm. Velhasıl deneyeceğim. Uygulayamayacağım bir karar olmaz umarım.

 1 Eylül Cumartesi günü başladı ve biz cumartesi sabah erkenden -sabah 06.30 gibi - Bodrum'a gitmek üzere yola çıktık. Vedat Abi'ler Bodrum Askeri Kamp'ta tatil yapıyorlardı biz de Bodrum'da bir yerde kalır, gündüzlerimizi onlara geçirir, böylece bu yazın son havuz-deniz serüvenini de böylece bitiririz dedik.
 Giderken Bafa Gölü kıyısında kahvaltı yaptık, kahvaltı süresince göldeki ördekleri ekmekle besledik, mis gibi demlenmiş çay içtik. Benim böyle yol üzeri ,çok da uğrayanı olmaz diye düşündüğüm yerlerde  beklentim çok düşük oluyor. Önyargı işte ben de bolca var olan. Beklediğimin çok üstünde temizliği ve tazeliği çok içime sinen bir kahvaltı oldu.
 Bodrum'a ulaşınca otelimize hiç uğramadan kampa giriş yaptık . Çocuklar çok mutluydu ben de öyle. İyi geldi bana . Bodrum'u zaten nedeni bilinmez bir şekilde çok severim .Nedeni bilinmez dedim çünkü öyle bir hatırası var ,oranın yeri benim için ayrıdır falan diyeceğim bir durum söz konusu değil Bodrum'u koşulsuz seviyorum ben.
 En son 2012 yazında gitmiştik. Duru daha 2,5 yaşındaydı. Yine kampa uğramıştık o tatilimizde de. Yol boyunca Duru'nun o yıl orada çekilmiş fotoğraflarına baktım. Bir nevi anı tazeleme olduğu için de güzel geldi bana. Bu kez Arda da bizimleydi. O yıllarda ancak bebek arabasında yatabilen Pelin kocaman bir kız olmuş, Duru ile iki kuzen özgürce dolandılar etrafta.




Cumartesi gecesi geç vakip otelimize gidip, uyuduk. Pazar günü kahvaltımızı yapıp hemen kampa geri döndük, öğleden sonra ise zar zor vedalaşarak, hatta neden bu kadar erken gidiyoruz ki diye yapılan kaprislere katlanarak yanlarından ayrılıp evimize döndük. Güzel bir kapanış yaptık özetle.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

Yaz Tatillerimiz

 Her yaz şöyle bir düşünürüm biz hangi yaz nereye gitmiştik ,nerelerde tatil yapmıştık, o zaman Duru kaç yaşındaydı vs vs...
 Artık mini bir liste hazırlamaya karar verdim. Malum zaman geçtikçe , yıllar uzadıkça hatırlayamadıklarım artacak. Bir ara zaman bulduğumda bu yıllara ait en azından birer sembolik fotoğrafta eklemek istiyorum. Böylece yıllar içindeki değişimimizi de  tek bir sayfada görebiliriz.


2008 : Düğün + Çıralı'da balayı (Sinan ve ben)
2009 : Duru'ya hamile + İstanbul gezisi (Sinan ,ben ve karnımda Duru - Filiz'in nişanı bahanesi ile)
2010 : Duru 8 aylık + tatile çıkmadık . (Ufak bir Balıkesir hafta sonu gezisi )
2011 : Duru 1,5yaş + Seferihisar tatili (Annem ,Meltem ,ben ve Duru, maalesef Sinan'ın izni yoktu)




2012 : Duru 2,5yaş + Bodrum tatili (Sinan ,ben ,Duru ve Meltem)
2013 : Duru 3,5yaş + Antalya/Side-Von Club tatili (Sinan ,ben ,Duru ve Meltem)
2014 : Duru 4,5yaş + Antalya/Side-Von Club tatili (Sinan ,ben ,Duru ve Meltem ,bir de karnımda Arda)
2015 : Duru 5,5yaş + Arda 8 aylık +tatile çıkmadık. (yaklaşık 10 günlük Balıkesir tatili,ben ve çocuklar, maalesef Sinan'ın yine izni yoktu)
2016 : Duru 6,5yaş + Arda 1,5yaş +Kuşadası-Kuştur (Sinan ,ben ,Duru ve Arda)
2017 : Duru 7,5yaş + Arda 2,5yaş +Antalya/Kemer-Ulusoy Holiday Club (Sinan ,ben ,Duru ,Arda ve Meltem )
2018 : Duru 8,5yaş + Arda 3,5yaş + Antalya/Side-Von Club tatili (Sinan ,ben ,Duru ve Arda)
 Kısmetse bu yıl ki tatil planımız bu ,bu kez Arda karnımda değil yanımda. Duru burayı çok sevmişti. Hatta 2 yıl üst üste aynı yerde tatil yapma nedenimiz Duru'nun sürekli bunu dile getirmesiydi. Bakalım Arda da beğenecek mi?

Not-1: 2018 tatili için ayrı bir yazı yazacağım mutlaka.
Not-2: Bir ara eski tatillerden en az birer fotoğraf ekleyeceğim ki evrimimizi görelim ailecek. (Tabii bunun için önce o fotoğrafları kaydettiğim yerleri bulmam gerekiyor. Burada da yine tembelliğim devreye giriyor.)

Annemin Doğumgünü

 Bir süredir karmaşık ve yoğun duygular yaşıyoruz. Belirsizlik insanı arayışlara sürüklüyor ve bu arayışlar bazen insanı çok farklı yollara sokuyor ve sonucunda da çok geriyor.
 Neyse uzun sıkıntılı bir süreçten sonra pazartesi akşamı doktor ile görüştükten sonra içimize su serpildi ve normal hayatımıza devam edebilir bir hal aldık.
 Dün annemin doğum günüydü . Akşam bizde kalırsan sana browni yapabilirim dedim. Çocuklar kalması için ısrar etti ve o tabii kek ve türevlerine hayır diyemediği için bizde kaldı.
 Duru bir anda bir organizasyon hazırlığına girişti. Anneannesine yazılı, çizili hediyeler hazırladı. Gelip ışığı nasıl kapatacağımızı , nasıl sürpriz yapacağımızı kulağımıza anlatıp durdu. Bu arada bir ara gelip kulağıma ''Anneannem kaç yaşına giriyor'' dedi. Anneannesinin bundan pek hoşlanmayacağını söyleyince de '' 50 nasıl iyi mi? '' diye sordu. ''Çok iyi'' dedim .
Odasına gidip, kartondan ''50'' rakamı kesip, kürdana yapıştırmış. Onları pastanın yani browninin üzerine taktı ve annem mumları öylece üfledi. Dilek de dilemiş midir bilmiyorum tabii .





Annemin kucağında ise Duru'nun onun için hazırladığı kartondan yelpaze var. Annem elinde sürekli bir dergi veya kartonla dolaştığı için çocuk, oldukça işe yarar bir hediye hazırlamış. Üzerine de ''Anneanne-cikko Sonsuz'a kadar kafadarız'' yazmış. Bu arada sonsuzu sonsuzluk işareti yaparak anlatmış. Bir yandan hiç anlaşamıyorlar, bir yandan birbirlerini çok seviyorlar. Aslında anlaşamama nedenleri Duru'nun anneannesinin hep Arda'ya hak verdiğini düşünmesi yani bir nevi tatlı bir kıskançlık ,bir iç burulması.

29 Haziran 2018 Cuma

Hangi Üniversite ?

 Yoğun bir siyasi zehirlenme yaşadığımız şu günlerde artık politikadan uzak başka bir konumuz olsun diye LGS sınav sonuçlarına taktım kafayı. İş yerinden bir arkadaşımın kızı da LGS sonrası okul arayışı içinde olunca ben de konuya hakim olabileceğim kadar konunun içindeyim zaten.
 Duru bizim konuşmalarımızı duydukça ''yaaa ben çok korkuyorum'' dedi geçen akşam.
 ''Neden korkuyorsun ?'' kızım dedik. ''Üniversite sınavından.'' diye cevap verdi. Deli mi ne ?
 Neyse işte bütün gece aklında üniversite sınavı hakkında mı düşündü nedir sabah yaz okulu için servise giderken ,
Duru : Anne! Sence ben hangi üniversiteye gideyim ?
Ben : Nereden bileyim ,Duru cuğum buna sen karar vereceksin.
Duru : Hayır hayır öyle değil, ben okulu soruyorum , ne olacağımı değil .
Ben : İyi tamam da onu da sen seçmelisin .
Duru : Oxford'a ne dersin?
Ben : -kısa bir şok ve sessizlik- Olur da nereden çıktı şimdi Oxford ?
Duru : E biz Oxford yayınlarını okuyoruz ya ,ondan iyi olur diye düşündüm.
Ben : Tabi tabi iyi olur . Bir de Harward var istersen ?
Duru : Bir de Cambridge vardır değil mi?
Ben : Tabii Yale var ünlü, Canada istersen Toronto Üniversitesi var.
Duru : Türkiye 'de hangi okullar var peki iyi ?
Ben : Boğaziçi var , ODTÜ var.
Duru : Hımmm.


Muhabbet nasıl ? Çocuğum Oxford ta okumak istiyor ,daha bu yaşta kararını vermiş durumda.
Allah'ım ben o yaşta adını biliyor muydum acaba .



21 Mayıs 2018 Pazartesi

Haftasonunun Ardından ...

  Bu cumartesi günü 19.Mayıs olduğu için Duru'nun Bilsem kursu yoktu. Ramazan olduğu için de benim kahvaltı  yapma durumum yoktu. Böyle olunca da sabah Sinan çocukları alıp, babaannelerine kahvaltıya götürdü. Ben de uzun bir uyku çekebildim.
  Öğleye doğru Sinan ve Arda eve döndüler. Duru babaannesinde kalmak istemiş. Birlikte kurabiye yapacaklarmış. Biz de öğleden sonra hep birlikte uyuyup, uyanınca da Arda 'ya gözlük almaya gittik .
  Konunun bu kısmı benim için çok sıkıcı . Arda'nın 4-5 günlükken ,gece elinden eldiveninin çıkması ve tırnakları ile gözünü çizmesi dolayısıyla sağ gözünde bir hasar oluştu. Buradan sonrası benim için keşkelerle dolu karmaşık bir konu . Keşke tırnaklarını kesseydim , keşke eline eldiven yerine çorap geçirseydim ... Bunu fark edip , yaklaşık  1 -1,5 aylıkken doktora götürdük ama götürdüğümüz doktor , benim gördüğüm garipliği gördüğünü ama bunun tırnakla gözünü çizmesinden kaynaklanmasının söz konusu olmadığını söyledi. Bazen doğuştan böyle farklılıklar olabilir dedi.
Bir süre sonra içim rahat etmediği için tekrar doktora gittik ama yine benzer cevaplar aldık. O günlerde bir müdahale  edilebilir miydi ? Bir damla vs kullansaydı şu anki sorun engellenebilir miydi ? Bunlar da başka iç sıkan sorularım . Neyse böyle böyle günler geçti ve biz Ekim.2016 da Kaşkaloğlu Göz Hastanesi'ne gittik. Sağ gözünde astigmat olduğunu ,sol gözünde aynı sorun olmadığı için bunun genetik bir durum olmadığını ,kesinlikle gözüne yaptığı darbeden kaynaklandığını söylediler. Altı ayda bir kontrol etmeleri gerektiğini ,gözlük kullanması gerekebileceğini söylediler. İşteee o günden beri de gidiyoruz doktora ve bu gidişimizde gözlük verdiler. Çok üzgünüm çünkü bu kadar küçük yaşta kullanmanın çok zor olduğunu düşünüyorum.
Çocuklarda göz gelişimi 6 yaşını dolduruncaya dek devam edermiş ve şu an sağ gözünü çok kullanmadığı için gözü tembelleşmiş. 7 yaşına kadar gözlük kullanırsa ,sağ gözündeki tembelliği düzeltebilirmişiz. Hatta günde 2 saat sol gözünü de kapatırsak daha iyi olurmuş .Bu kısmı çok ütopik , ben gözlük taktırmayı başarabileceğimiz konusunda bile endişeliyken, günde 2  saat gözünü nasıl kapatırız???
  Bu kadar uzuuun bir özetten sonra ,cumartesi günü gözlük almaya gittiğimizi söyleyebilirim artık .
Gözlüklerimizi bir sonraki cumartesi alacağız ve zorlu süreç başlayacak.
Biliyorum şükretmem gerekiyor. Korneasına bir şey olmadığı için ve görme kaybı yaşanmadığı için .
Ama elimde değil,'' nasıl engel olamadım ,bu benim ilk çocuğum değil ki tecrübesizlik olsun '' diye diye beynimi kemiriyorum. Astigmat gözlükle geçecek bir sorun değil , gözlük sadece göz tembelliğini engellemek için .
Yani nasıl bir elini gözüne sokmaktır ki göz kapağından bile bir parça koparmış .Oradaki doku kaybı şimdi şimdi biraz doldu ve daha az belirgin hale geldi.
  Allah beterinden korusun demekten başka bir şey gelmiyor elimden.
  Hafta sonu dedim ama sadece tek bir konuya odaklandım , ne yapayım, dervişin fikri neyse zikri de o olurmuş.



14 Mayıs 2018 Pazartesi

Anneler Günü

 Anneler günü de dahil hiçbir özel gün çok da özel değil benim için . Kutluyoruz o ayrı. Ama mesela 23.Nisan da gösteri yapacak çocuğumun günü kadar heyecanlandırmıyor beni.
 Bu 23 Nisan da biz benim annemi , Serap Abla lar da Sinan'ın annesini aldılar ve hep birlikte kahvaltıya gittik. Sinan çocukların vermesi için iki ayrı hediye almış bana. Çocuklar hediyelerimi verdiler, günümü kutladılar.
 Buraya kadar her şey normal ama Duru bunu çok normal bulmamış olmalı. Çünkü kendisi benim için bir şey yapmak istemiş. Ve oyun hamurundan bu muhteşem çiçekleri yapmış. Gerçekten  muhteşemler .Hem gerçekten bir sanatçı tarafından yapılmış heykel kadar muntazam olduğu için hem de Duru kendi el emeği olmayan, kendi ruhundan bir esinti bırakamadığı bir hediyeyi kesinlikle
hediye kabul etmediği için .

 Duru'cuğum canım ,güzel kızım , bu naif yüreğin hep böyle kalsın. Hep böyle temiz kalpli ve iyi niyetli kal inşallah. Bu iyi niyet ,saflık ,kandırılma değil elbette kendini her koşulda koruyup, kollayabilen ama aynı zamanda da dünyanın en iyi kalpli ve üretken insanı olman en büyük dileklerimden biri...